MERHABA..

Hepinize merhaba...Ben bir mutfak aşığıyım. Mutluyken ,hüzünlüyken ,huzurluyken ,sıkılmışken ,genelde gece uyku tutmamışken mutfakta ya bir şeyler yaparken bulurum kendimi yada maalesef yaptıklarımı yerken...Çocukluğumdan beri gelen bu aşkı, merakı ,öğrendiklerimi sizlerle paylaşmaya sizin paylaşacağınız fikirlerle tariflerle yeni mutfak maceraları yaşamaya karar verdim .Sizler sayfama bende aranıza hoş geldik ...


30 Kasım 2012 Cuma

NİL KIZ GELDİ HOŞ GELDİ =)


  Eveett Nil kız aramıza katıldı en sonunda . Tombik yanakları ,uzunn tırnaklı küçücük elleriyle merhaba dedi bize . Halen yeni doğan bebekleri görünce hemen geri dönüyorum Kaan 'nın bebekliğine ardından hızla bastırdığım kardeş yapma duygusu . Neyse ki hastane odasında bırakıp çıkabiliyorum bu duygumu . Çokta kolay bir yöntem buldum hoopp Kaan 'nın bitmek bilmeyen iki yaş sendromunu hatırlıyım şöyle bir sarsılarak kendime geliyorum . Bakalım bu yöntem daha ne kadar idare eder beni . Ama öncelikle bebişi olmayanlara ,olmasını için uğraşanlara sağlıklı güzel bebekler diliyorum burdan . Tabiki Nil 'ede mutlu , şanslı ,sağlıklı bir hayat ...

Efendim bu arada Nil hanım için iki gece boyunca sabahlayarak , Kaan 'dan köşe bucak saklanarak yaptığım kurabiyeleri de beğenilerinize sunuyorum . Ben çok keyif alarak yaptım . Sağ olsun arkadaşlarımda çok beğendiler . Umarım sizlerde beğenirsiniz.






baby shower kurabiyeleri


15 Kasım 2012 Perşembe

LABNELİ LİMONLU MUFFİN ( KAAN 'DAN )

  Bizim evde herkes çok sever mutfağa girmeyi . Özellikle söz konusu kek kurabiye yapmaksa .Oğluşum sıkılmaya görsün hopp yumurtalar elinde < kek yapalım mı anne > diye tutturur. Bende diziyorum malzemeleri tren gibi önüne mixeride alınca Kaan 'dan keyiflisi yok. Bende çok mutlu oluyorum açıkçası küçük adamımın bu kadar mutlu olduğunu görünce mutfakta .
  Bu tarif bizim evin klasiklerinden . Hem çok hafif hemde bekledikçe güzelleşen keklerden. Birde içinde gizliden gizliye peynir olan tarifler çok kıymetli benim için . Kaan peynir  yemediği için böyle tarifleri daha çok yaparak teselli ediyorum kendimi.
  Maalesef keklerin pişmiş halini çekmeyi unutmuşum . Eee malum Kaan mutfağa girince arkadan toplaması biraz uzun sürüyor. Ama en kısa zamanda tekrarlayıp pişmiş hallerini de ekleyeceğim .Sizde mutfağınızı saracak limon kokusuna hazır olun . İşte malzemeler:

90 gr tereyağı
90 gr labne peyniri
150 gr toz şeker
2 yumurta
1 limon rendesi
12 gr ( 1 çay kaşığı dolusu ) kabartma tozu

düzgünce yerleştirelim =) 

hamur canavarıyım ben
Un hariç diğer malzemeleri karıştırın . Daha sonra mixerin ayarını düşürerek unu ekleyip karıştırın . Kağıt koyduğunuz yada yağladığınız muffin kalıplarına hamurunuzu paylaştırın.160 derecede muffinlerinizin üzeri hafif kızarana kadar pişirin. En iyi ve klasik yöntem bir çubukla pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz. 12 adet muffininiz oluyor. Tabi bizim evdeki gibi hamur yiyen canavarlarınız yoksa =) Afiyet olsun .



8 Kasım 2012 Perşembe

NİL' İN ANNESİNE BABY SHOWER YAPTIK



  Selam . Bir haftadır yoğun bir koşuşturmaca ve heyecan içindeydim .Aklımda sürekli uçuşan ,değişen fikirlerle elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak arkadaşım Aylin ' e sürpriz bir baby shower partisi düzenledik..
  Önce sürpriz olacağı için .eşinin de yardımıyla Aylin'in arkadaşlarına ulaşıp pazar günü akşam beş için sözleştik. Tüm kızlar Nil bebişimiz için pembe giyinmeye karar verdik.

  Daha sonra oyuncakçı oyuncakçı dolaşıp tüm bulduğum pembe süsleri toplayı verdim . Yapacağım bebek bezi pastası içinde şirin bir hipotatam aldım . Kendisi şu anda Nil hanımın odasına kurulmuş onun gelmesini bekliyor =)

  Sıra geldi esas işlere . Sevgili Yasemin'in desteğiyle çokta keyif alarak hazırladık şeker hamurlu kurabiyelerimizi . En çok hamile elbiselerini ve badileri süslerken eğlendik.



  Cumartesi günü başladım bebek bezlerini bağlamaya . Sağ olsun onda da Cansel koştu yardımıma . Hipotatamla birlikte bu görmüş olduğunuz şirin bebek bezi pastasını yaptık .


  Ve cumartesi gecesi . Benim için en büyük sınav zamanı gelmişti : Pastayı yapmak . Uzunca bir gece oldu ama sonucuna değdi. Bunun  içinde bütün gece , her demoralize  olduğumda gece üçe kadar uyumayıp beni destekleyen eşime ne kadar teşekkür etsem az . =) Sonucunda son derece seksi ve şirin bir baby shower pastası çıktı ortaya .

 Pazar sabahı .. Balonlar şişer. Kapılar süslenir. İkramlıklar ve masa hazırlanır. Maalesef temizlik yapılır.Aylin için hediyelerini açacağı özel bir koltuk hazırlanır.

Kızların miki mouse taçları derken , yavaş yavaş hanımlar kapıyı çalmaya başladı.Veee tatammm Aylin geldi..
Umarım tüm hazırlıkları ve arkadaşlarını görünce doğurmaz diye temennide bulunduk hepimiz. Eee kadınlar sürprizlere dayanamaz , hamileyken hiç  dayanamaz hemen çeşmeleri açıp bi güzel sarılıp sarılıp ağladık .

Üzerine erkekleri zorakide olsa gönderip masaya kurulup tam gaz eğlence sohbet . Üzerine de Aylin'nin göbek çevresini tahmin etmece oynadık.
Her şey çok çokk eğlenceliydi . Umarım Nil bebişimizde sağlıkla doğuverir . Seneye doğum gününü kutlarız hep beraber.
Bana bu güzel gece için yardım eden tüm dostlarıma çok çok teşekkür ederim .

30 Ekim 2012 Salı

HİNDİSTANCEVİZLİ BALLI KURABİYE

 Merhaba... Bu gün size bayram için Kaan 'nında katkılarıyla yapmış olduğum  kurabiyenin tarifini yazacağım . Kaan 'nın en zevk aldığı uğraş şu anda benimle beraber mutfakta olmak.Canı sıkılınca alıyor eline yumurtaları ,hadi anne kurabiye kek yapalım . En sevdiği de pancake yapmak sonrada afiyetle yemek. İleride inşallah ayrı bir bölümle Kaan 'ın mutfak maceralarını paylaşacağım sizlerle .
 Bu arada kurabiyeler arife günü akşam yapıldı ve hala çok lezzetli ve tazeler. Ayıptır söylemesi yazarken bir yandan indiriveriyorum mideye .Gelelim tarife . Tarif Beyaz Fırın ' a ait ve oldukça kolay . Buyrun  =)

Malzemeler : 
125 gr tereyağı ( ben tereyağım az olduğu için 50 gr kadarını margarin kullandım )
110 gr şeker ( 1/2 su bardağı + 1 yemek kaşığı )
1 adet büyük boy yumurta
50 gr bal ( 2 yemek kaşığı kadar )
225 gr un ( 2 su bardağından biraz eksik )
1 çay kaşığı kabartma tozu
90 gr hindistan cevizi ( 1 su bardağı kadar ) ( 2 yemek kaşığı içi için geri kalanı üzeri için )

 Tereyağı ve toz şekeri derin bir kapta karıştırın . Mixer kullanabilirsiniz.Yumurtayı da ekleyerek karışıma yedirin. Bal ve iki yemek kaşığı hindistan cevizini ekleyin .Son olarak un ve kabartma tozunu da ekleyerek hamurunuzu yoğurun .

 Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak yuvarlayın ve hindistan cevizine batırarak tepsiye dizin. Yaklaşık 25 - 30 adet kurabiyeniz oluyor. 155- 160 derecede 12 -15 dakika kadar çok hafif kenarları kızarıncaya kadar pişirin.
 Soğuduktan sonra hava almayan bir saklama kabında yada teneke kutuda saklayabilirsiniz. Afiyet olsun .

28 Ekim 2012 Pazar

27 Ekim 2012 Cumartesi

KITIR YUFKALI ET KAVURMA ( KÖZLENMİŞ PATLICANLA )

  Merhabalar...  Herkesin tekrar bayramını kutluyorum .Hazırlıklar ,ziyaretler , taziye için gelenler ,derken neredeyse bitirdik bu  bayramı .Sağ olsunlar  akrabalar, eş dost hiç yanlız bırakmadılar bizi. Bu arada getirdikleri güzel yemeklerle de doldurdular mutfağımızı . Bende bir çok farklı ve yeni tariflerle ,tatlarla karşılaşmış oldum . Bunlardan ilk olarak sizlerle paylaşmak isteyeceğim tarifte kayınvalidemin çok sevdiğim komşusu Tülay teyzeye ait . Hem görsel olarak hem lezzetiyle müthiş bir tarif. Aynı zamanda evinde kurban eti olanlar ve farklı şekilde sunmak isteyenler için biçilmiş kaftan bence .
  Tarif tamamen Tülay teyzeye ait olduğu için adı da ,tarifi içinde saklı olan açıklamalı isimlerden =)

Kıtır Yufkalı Et Kavurma ( Közlenmiş Patlıcan Eşliğinde ) =)=)=) Çok artist oldu .

Malzemeler : 
2 adet yufka
1 yemek kaşığı kadar sıvı yağ çok az tat vermesi için tere yağı
4 adet patlıcan
2 diş sarımsak
500 gr dana yada kuzu kavrulmalık et ( küçük doğranmış
Et için 1 yemek kaşığı sıvı yağ
1 yemek kaşığı tere yağı
tuz ,karabiber, kekik arzuya göre toz kırmızı biber ve biberiye
Arzuya göre üzeri için sarımsaklı yoğurt ve 1 parça tereyağında yakılmış toz biber .

Öncelikle etlerinizi sıvı yağ ile harmanlayıp .kızdırdığınız tencereye koyun . Suyunu bırakıp tekrar çekinceye kadar pişirin . Tereyağını ve diğer baharatları ,tuzunu ekleyerek tatlandırın ve istediğiniz yumuşaklığa gelince pişirme işlemini bitirin.
Yufkaları minik minik parçalara ayırın. Daha sonra bir teflon tavada sıvı yağ ve tereyağıyla iyice kıtır kıtır olana kadar kavurun. Kavurduğunuz yufkaları servis yapacağınız tencere yada borcama döşeyin. Artan olursa buzdolabı poşetinde buzdolabında saklayabilirsiniz. İyice kıtır bir hale gelinceye kadar kavurduğunuzda kıtırlığını kaybetmeden saklayabilirsiniz.
Daha sonra közlenmiş patlıcanlarıda ezme kıvamına gelinceye kadar doğrayın .Dövülmüş sarımsak ve tuz ile tatlandırın . Dilerseniz birazda közlenmiş kırmızı biber ekleyebilirsiniz. Bence çok yakışır.
Şimdi bu üç lezzeti birleştirme zamanı . Döşediğiniz yufkaların ortasına közlenmiş patlıcanları yayın . Ama resimde gördüğünüz gibi kenarlarında yufkalardan da boş bir sıra kalsın. Daha en üste etlerinizi koyun . Gözleriniz bayram edecek . Eğer misafirlerinizin gelmesine çok varsa gelmeden 5 dakika önce sıcak fırına verip serviste yapabilirsiniz
 Dilerseniz servis esnasında üzerine sarımsaklı yoğurt ve yağda kızmış toz biberle de sunabilirsiniz. Lezzetine lezzet katmakla beraber yoğurt  çok çabuk soğumasına neden oluyor. Artık tercih sizin . Afiyet olsun . Tekrar mutlu bayramlar ...





24 Ekim 2012 Çarşamba

BAYRAMA SAC KAVURMA


Bayram hazırlıkları başladı mı. ? Şimdiden herkesin bayramı mübarek olsun . Gerçi bayram hazırlığı artık eşittir tatil hazırlığı olsa da eminim hala bir çok evde klasik hazırlıklar da vardır. Zeytinyağlı dolmalar , sarılan börekler,tatlılar  mutfakta  yerlerini almaya başlamışlardır. Kurban bayramı dolayısıyla bayramın en klasik en beğenilen yemeklerindendir  kavurma . Bazı evlerde kurban kesildikten sonra kahvaltı sofrasında bile yer aldığına çok şahit oldum . Bizim evde sade et kavurmadan çok domatesli biberli sac kavurma tercih edilir. Her zamanki gibi hem kolay hem çok lezzetli . Birde o sacı ortaya getirip ekmeğinizi , pidenizi banmaya başladınız mı değmeyin keyfimize ...Biz ailecek bu bayram buruğuz ama ben hepinize sağlıklı ,neşeli mümkünse sevdiklerinizle lezzetli bayramlar diliyorum .
Dönelim sac kavurmaya :
750 gr dana yada kuzu sotelik doğranmış et
4-5 adet kabuğu soyulmuş doğranmış domates
4-5 adet sivri biber
2 adet çok ince kıyılmış soğan
tuz ,karabiber, kekik toz kırmızı biber
2 yemek kaşığı zeytinyağı ve bir parça tereyağı

Ben sac kavurmayı yaparken eğer dana eti ile yapacaksam daha çabuk pişmesi ve pişerken suyunu kaybetmemesi için bir hile yapıp döküm tenceremi kullanıyorum . Tencereyi önce iyice ısıtıp kızgınken etleri ekliyorum yağını da ekleyip ağzını kapatarak etleri pişmeye bırakıyorum . Daha sonra saca alıp önce soğanı sonra biber ve domatesi ekleyip pişirmeye devam ediyorum . Bu taktikle etlerim suyunu kaybetmiyor. Belki de benim sacım çok kaliteli değildir. Siz direk sacda da yapabilirsiniz. Bu arada sunumdaki pideleri , pideciden boş tırnak pidesi istiyorum diye yaptırabilirsiniz. İkisi birleşince hem göze hem damağa hitap ediyor. Afiyetler olsun .

19 Ekim 2012 Cuma

NERELERDEYİM BEN ...

 Uzun zamandır yazamamamın bir çok sebebi var aslında . İlk olarak sevgili Telekom çalışanlarının sitemize sözüm ona bakıma gelip, bir hafta boyunca telefon ve internetimizi kesmesiyle başladı her şey.Daha sonra tamamen tesadüflere dayalı bir tanışmayla Sevgili Şef Özkan Kaya 'nın açacağı pastanenin mutfağında çalışırken buldum kendimi. Bu süreç son derece keyifli fakat yorgunluktan bitmiş olduğum akşamlarla devam ederken ,maalesef kayınpederimi ,babamı kaybettik .
 Babamla aramızda çok özel bir bağ vardı her zaman . Hani derler ya  kayınpederler çok sevilir diye.Benim için gerçekten öyleydi babam . Çok özel , çok güzel anlarımız oldu çoğu zaman. Bana bıraktığı en son özel anda, bundan on beş gün kadar önce elele vedalaşmak oldu . Birbirimize teşekkürler ettik, sarıldık hiç bilmeden ebediyen ayrılacağımızı . Umarım nurlar içinde yatar ve umarım ona verdiğim sözleri tutabilirim ömrüm boyunca ...
baba - oğul - torun 2010 

17 Ekim 2012 Çarşamba

Bernardo'dan Fark Yaratan Yenilikler!

Şık tasarımları ve kaliteli ürünleriyle tanıdığımız Bernardo, müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak için yepyeni ürün ve hizmet standartları sunuyor. Satış öncesinde ve sonrasında içimizi rahatlatan bu yeni standartları Bernardo şöyle sıralıyor:

Kırık parça garantisi!

Bernardo’dan satın aldığınız yemek takımınızın kırılan parçaları için üzülmeyin. Çünkü Bernardo; 12 kişilik yemek takımlarına 5 yıl, 6 kişilik yemek ve kahvaltı takımlarına 2 yıl boyunca parça tedariği garantisi veriyor. Yemek takımınızın kırılan parçaları en kısa sürede Bernardo tarafından temin ediliyor. Üstelik yemek takımınızı ek parçalarla zenginleştirmek isterseniz, daha sık kullandığınız parçaları da Bernardo’dan satın alabilirsiniz.

%100 sağlıklı ham madde!

Yemek takımı satın alırken çoğumuz yalnızca desenlere ve renklere odaklanıyoruz; fakat ne yazık ki günümüzde pek çok üretici maliyetleri düşürmek ve daha fazla kar etmek için insan sağlığına zararlı ham madde kullanımına başvuruyor. Normal şartlarda 1200 derecelik fırınlarda sabitlenmesi gereken sır ve desenler, ağır metallerin kullanımıyla 800 derece sabitlenebiliyor. Böylece enerjiden ve maliyetten tasarruf ediliyor.

Bernardo ise üretim süreçlerinde sağlığa zararlı hiçbir ham madde kullanmıyor. %100 sağlıklı ham maddelerle üretilen yemek takımlarıyla Bernardo, ailenizin sağlığını önemsiyor.

Değişim garantisi!

Bernardo’dan satın aldığınız yemek takımını, ambalajını açmadığınız sürece 5 yıl içerisinde değiştirebilirsiniz. Böylece değişen trendler ve zevklerinize uygun bir yemek takımıyla stil sahibi sofralar yaratabilirsiniz.

Sigortalı kargo servisi!

Mağazalardan ya da bernardo.com.tr’den satın aldığınız yemek takımları kargo ile size ulaştığında kırık ya da hasarlı çıkarsa, Bernardo ürününüzü hemen yenisi ile değiştiriyor. Sorunsuz bir alışveriş deneyimi Bernardo’da sizi bekliyor.

Bernardo'yu Facebook'ta takip edin, yeniliklerden ilk siz haberdar olun : https://www.facebook.com/bernardosofratasarimuzmani

Bir bumads advertorial içeriğidir.

10 Eylül 2012 Pazartesi

KARAMELİZE SOĞANLI EVBURGER



  Daha önce söylemiştim hamburgerin psikolojik etkileri var üzerimde . Keyifsiz anlarımda kesinlikle iyi geliyor. Koca bir ısırık ,akan soslar ve rahatlama hissi... Biraz sevimsiz bir hafta sonu geçirdim maalesef ,bugünde hafta sonundan yadigar mide ağrımla baş başayım . Kısır döngü gibi bu baş ve mide ağrısı benim için . Keyifsizlik ,baş ağrısı üzerine birkaç gün süren mide krampları. Ama yine de yeni haftadan umutluyum . Pazar gecesi hamburgerimi yedim ,moralimi ve kalorilerimi toparladım derin bir nefes alıp yeni haftaya başladım.
Hamburger bence tamamen keyif işi. İçinin sosu , köftesi ,ekmeği , isterseniz çedarı keyfe keder değişebilir. Ama benim favorim karamelize soğanlı , kocaman köfteli burgerler. İlk önceleri yok yok hamburger dışarıda yenir desem de , artık istediğim tada bu tarifle yaklaştım . O yüzden sizlere de denemenizi öneririm. Sosunu  , peynirini istediğiniz gibi çeşitlendirebilirsiniz. Ama bir önerim var. Ben paketlenmiş küçük hamburger ekmeklerini sevmiyorum .Hem hemen dağılıveriyorlar hemde tatları hafif tatlımsı geliyor bana. Büyük bir süpermarketin fırın reyonundan kocaman , doyurucu ve kesinlikle çok lezzetli roll ekmeklerinden almanızı tavsiye ederim.
Karamelize soğana gelince yapımı oldukça basit. İnternette farklı farklı bir çok karamelize soğan tarifi var . Ben daha öce kırmızı soğanla denemiştim . Tadı biraz tatlı olmuştu.Size vereceğim tarif , bu aralar Ankara 'daki en favori hamburgerci olan Burger Story 'den . Ayrıca karamelize soğan hot doglara da çok yakışıyor bence. Hatırlarsanız New Frank's sosislileri vardı . Onların içine de sürerlerdi bu sosu. Hadi başlayalım . Buyrunn evde hamburger keyfine...

Karamelize soğan için : 
3 adet orta boy küçük küçük doğranmış beyaz soğan
1 yemek kaşığı kadar zeytinyağı
2 küp esmer şeker
1 yemek kaşığından biraz az soya sosu
bir kaç damla vişne sirkesi ( ben bunu bulamadığım için 2 damla elma sirkesi kullandım )
tuz
karabiber

Tüm malzemeleri yağ kızdıktan sonra tavaya alıyorsunuz . Kısık ateşte ara ara karıştırarak soğanlar karamelize olana kadar yavaş yavaş pişiriyorsunuz. Dilerseniz beğendiğiniz başka baharatlarla da lezzetlendirebilirsiniz.

Köfte için :
400 gr kadar orta yağlı kıyma ( yarısı yada bir kısmı kuzu olursa çok lezzetli oluyor )
1 orta boy soğan
2 diş sarımsak
1 adet kırmızı biber
1 yemek kaşığı kadar tereyağı
ekmek içi yada galeta unu
tuz , kekik, karabiber, toz kırmızı biber ve kimyon

Hamburgeri tamamlamak için : 
2 adet rool ekmeği ( yada hamburger için uygun bir ekmek )
2-3 yaprak aysberg yada marul yaprağı
1 adet dilimlenmiş domates
turşu
Ketçap, mayonez ve hardal

Köftenizi hazırlamak için soğan ve sarımsağı ve kırmızı biberin içini rendeleyin .( köfteye çok yakışıyor ) Minik parçalara böldüğünüz treyağını da ekleyerek diğer tüm malzemelerle birlikte yoğurun. Biraz kalın ve büyük hamburger köfteleri yapın. Önceden biraz ısıttığınız tavanızda yağ eklemeden ızgara olarak köftelerinizi pişirin.

Daha sonra ekmeğinize karamelize soğanı sürün. Köftenizi üzerine koyarak diğer malzemelerle de tamamlayın . Afiyet bal şeker olsun .





                                   

6 Eylül 2012 Perşembe

YAZDAN KALAN UZUN KAHVALTI MASASI


 Sağ olsunlar komşularımın bloga çok katkıları oluyor. Hepsinde ayrı marifet ,ayrı kış hazırlıkları derken banada seve seve yayınlanacak postlar çıkıyor. Resimde görmüş olduğunuz ,fotoğraflamakta zorlandığım uzunnn ve dolu dolu kahvaltı masası komşucum Serap'a ait. Masa yı gördüğümüzde kendimi açık büfede hissedip şöylee bir etrafında tur attım . Derin bir nefes alıp oturarak akşama kadar ara ara yerim düşüncesiyle ,çok keyifli ve eğlenceli bir kahvaltı yaptık.Talihsizlikten mi yoksa o kadar yemenin verdiği uyuşukluktan mıdır bilmiyorum ,maalesef sonradan masaya eklenen,erikli muhallebiyi fotoğraflamayı unutmuşum. Artık seneye ,erik mevsiminde Serap'ın ellerinden öper bemde afiyetle yiyip sizinle paylaşırım umarım.
 Yıllardır aralıklı olarak yanlızlıktan şikayet edip ,taşınmayı düşündüğüm ''dağın tepesindeki'' sitemizi artık komşularım sayesinde seviyorum. Evlendikten sonra ,şehrin merkezinden kalkıp ,buraya taşındığımda ne zorluklar çektim anlatamam . Özellikle Kaan doğduğunda kafaya huni takmama çok az kalmıştı. Şimdi daha mutluyum .Sokağa çıktığımda merhaba diyebileceğim ,neşeli güler yüzlü komşularımı seviyorum =)
Evet artık masaya döneyim .Çünkü anlatılacak çok şey var.
Karışık Kızartma

Fırında Baharatlı Patates Küpleri

Acukalı Ekmekler 


Fırında Peynirli Ekmekler

Peynir Topları

Cevizli Peynirli Kırmızı Biber Sarması 

Sizlere bu güzel masadan fırında baharatlı patates , peynir topları ve peynirli yumurtalı ekmeklerin tarifini vereceğim. Cevizli peynirli kırmızı biberler bana ait. Onları da daha sonra başka bir posta sakladım. Masada görmüş olduğunuz benim klasik limonlu kekim . Onun tarifi bu tıkta .

Fırında Baharatlı Patates Küpleri :

4-5 adet patates 
2 yemek kaşığı kadar sıvı yağ 
Toz kırmızı biber, kuru fesleğen yada biberiye , kekik ve tuz ( istediğiniz baharatları ve otları kullanabilirsiniz ) 
Patatesleri yıkayıp ,kabuklarını soyarak orta büyüklükte küpler halinde doğrayın . Biraz tuzlu soğuk suda beklettikten sonra ( bence böyle daha çıtır oluyorlar ) derin bir kaba alıp yağ ve baharatlarla harmanlayın. Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dökerek yaklaşık 200 derecede patateslerinizi pişirin . Eğer biraz daha kızarmış ve kıtır olmasını isterseniz son bir kaç dakika fırının ızgara ayarını  açabilirsiniz. Bence oldukça pratik ve lezzetli olan bu patatesler kahvaltı sofrasına yakıştığı kadar bir çok ana yemeğin yanına da güzel bir aperitif olacaktır.Hemde kızartılmış patateslerden se çok daha sağlıklı. 

Fırında Peynirli Ekmekler :

8- 10 dilim kadar istediğiniz bir çeşitte ekmek (  hatta bayat ekmeklerinizi kullanırsanız daha güzel olur ) 
2 yumurta 
1 çorba kaşığı yoğurt 
150 gr kadar beyaz peynir
1 adet küçük küçük doğranmış kırmızı biber 
1 yemek kaşığından biraz az tereyağı 
tuz ,pul biber ve üzerine çörek otu 
Dilerseniz içerisine sosis yada salamda ilave edebilirsiniz. 

Ekmeklerinizi dilimledikten sonra diğer tüm malzemeleri ( tereyağının yarısını ) bir kapta iyice karıştırın. 
Fırını 180 dereceye ısıttıktan sonra malzeyi ekmeklerinizin üzerine paylaştırın . Tepsinize yağlı kağıt serdikten sonra ayırdığınız tereyağından küçük parçalar alıp her bir ekmeğin altına biraz gelecek  şekilde ekmeklerinizi dizin . Ekmekler kızardığında sıcak sıcak servise hazır. Babannem küçükken kahvaltıda çok yapardı bize bu ekmeklerden. Bende bazen pazar kahvaltılarında çeşitli versiyonlarını yapıyorum . Ben genelde yağı ekmeğin üzerine sürüp sonrada malzemeyi eklerdim . Serap'ın tarifinde her ekmeğin altına biber parça tereyağı koyuyorki ekmeklerin altıda güzelce kızarsın . Hemde halis Karadeniz tereyağı olunca mis gibi koksun =)

Peynir Topları : 

Masanın bir diğer gözdesi peynir topları . Tarifi için en çok sevdiğiniz peynir çeşitlerine ama olmazsa olmaz kaşar peynirine ihtiyacınız var. Bizim tarifte

Koyun peyniri
Bol miktarda kaşar
Az olarakta tulum peyniri var .
Ayrıca taze nane , ince kıyılmış maydanoz ve dere otu var. İsminden de anlaşılacağı gibi malzemelerinizi karıştırıp istediğiniz büyüklükte , yuvarlayarak toplar elde ediyorsunuz . Sunumları da ,tatları da oldukça güzel oluyor. Bazen daha şık sunumlar elde etmek için peynir toplarını pulbiber , nane yada çörek otuyla kaplayabilirsiniz. Ama bence görüntüleri hoş olsa da dışındaki malzeme tat olarak fazla baskın oluyor . O yüzden sade hallerini daha çok seviyorum .

İşte böyle uzunn masanın uzuun postu oluyor. Sizlerin aracılıyla  Sevgili komşum Serap' a tekrar ellerine sağlık diyorum . Yine çağır ,yine gelelim . Sevgiler...

BU ARADA BU KADAR KEYİFLİ BİR POSTUN ÜZERİNE SÖYLEMEDEN GEÇEMEYECEĞİM AMA ASLINDA SÖYLEYECEK ÇOK FAZLA BİR ŞEY BULAMADIĞIM BİR KONU VAR . ALLAH TÜM ŞEHİT AİLELERİNE ÖZELLİKLE ANNELERİNE SONSUZ SABIRLAR VE GÜÇ VERSİN VE DAHA FAZLA KİMSELERİN CANI YANMASIN ...











5 Eylül 2012 Çarşamba

BİBERLER- PATLICANLAR KURUTULDU MU ?

ayşin 'nin güneşin peşinde koşan biberleri

KIŞ HAZIRLIKLARI-2 Hemen hemen her evde yapılan diğer bir hazırlık biber,patlıcan kurutmak.İster dolmalık ister yemeklik belki kavurmalık kısacası kışın afiyetle tüketebileceğiniz bir çok yemeğe dönüşüyor kurumuş sebzeler. Ben kurumuş görüntülerine bayılıyorum. İpe dizilmiş halleriyle rengarenk kolyeler anımsatırlar bana.Biraz önce eve gelirken komşum Ayşin'nin bahçesinin önünde ani bir frenle duruverdim. Bahçede çamaşırlığa asılmış biberlerin görüntüsüne bayıldım. Ayşin sağ olsun izin verdi biberlerini meşhur etmeme =) Çok da güzel bir tarif aldım hemen akabinde.Oldukça karlı bir komşu ziyareti oldu benim için . Çamaşırlık fikrini çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

Tarife gelince yemeklik şeklinde doğranmış kuru patlıcan ve biberleri sıcak suda yumuşatıp ,daha sonra biraz yağ ekleyerek kavuruyorsunuz daha sonrada üzerine sarımsaklı yoğurt döküyorsunuz . Üzerine de biraz tereyağında kırmızı biber yaktınız mı bence harika olur.Hemde kışın yağda kızartmalar yiyip ,kiloları depolayacağımıza kuru sebzelerle aynı lezzeti yakalayabiliriz.
BUNLARDA BİZİM YAZLIK ÇALIŞMALARI =)

Annem hep anlatır. Eskiden her şeyi zamanında ,mevsiminde yerdik. Çünkü kışın patlıcanmış, dolma bibermiş yoktu der. Hatta maydanozlarını bile kuruturlarmış. Kurutma doğru zamanı ve bol güneşi yakaladığınız anda çokta kolay bir iş aslında. Hazır kurutulmuşlarda bile katkı maddeleri yada ilaçlar kullanarak kurutulduğunu söylüyorlar. Bu yüzden son güneşleri kaçırmayın. Kışın gözünüz manavdaki hormonlu patlıcanlarda kalmasın .
Bu arada başka hangi sebzeleri kurutarak kışa saklayabiliriz.Sizlerin de fikirlerini bekliyorum .Bol güneşler =)
BAHÇEDEN İPE YOLCULUK



mutfak aşığı: SAKIZLI KAYISI -ŞEFTALİ MARMELATI

mutfak aşığı: SAKIZLI KAYISI -ŞEFTALİ MARMELATI: Kış Hazırlıkları -1 Ehh yaz tatilleri de ,yazıları da bitti . Ağustos böcekliğini bırakıp .karınca gibi çalışmanın vakti geldi. Kış için ...

4 Eylül 2012 Salı

SAKIZLI KAYISI -ŞEFTALİ MARMELATI

Kış Hazırlıkları -1
Ehh yaz tatilleri de ,yazıları da bitti . Ağustos böcekliğini bırakıp .karınca gibi çalışmanın vakti geldi. Kış için hazırlıklar başlamalı. Derin dondurucuya sebzeler konulacak ,biberler kurutulacak, marmelatlar ,reçeller çok marifetli olanlar için tarhanası var. Ben bu konuda şanslıyım . Anane den tarhanam, babaannede erişteler, çorbalıklar,annemden sebzeler , kayınvalideden reçeller derken yuvarlanıp gidiyoruz. Ama artık birazda kendi başımın çaresine bakma vakti geldi diye düşünerek küçük adımlarla hazırlıklara başladım .
Bizim evde en çok eşim düşkün reçellere ... Kahvaltı masasında mutlaka bir iki çeşit olmalı .Benim için o kadar şart olmasa da ,ahududu ,vişne ve böğürtlene karşı özel bir sempatim vardır.Karşı komşumuzun elinde küçük pembe pembe yeni toplanmış kayısılarla gelmesiyle ve evde bir haftadır yenilmeyi bekleyen nektarinleri görünce bu tarifi denemeye karar verdim . Sonuç oldukça başarılı oldu . Bir kaç kişiye tattırılıp onay alındı.Bu yüzden rahatlıkla sizlerle ilk marmelat deneyimimi paylaşabilirim.


Malzemeler:                                                           
1 kg kayısı
1 kg nektarin ( şeftalide olabilir )
800 gr toz şeker
4-5 adet damla sakızı
2-3 damla limon suyu

Önce bir tencereye, ikiye ayırıp çekirdeklerini çıkarttığım kayısıları üzerlerini geçecek kadar su ekleyip (kabuklarını daha kolay bıraksın diye ) bir taşım kaynattım . Sizin kayısılarınız yumuşaksa gerek kalmayabilir. Daha sonra kevgirden geçirdim. Nektarinler yumuşamış olduğu için bu işleme gerek kalmadan kabuklarını soyarak onları da kevgirden geçirdim.Daha sonra üzerine şekeri ve damla sakızını ekleyip,iyice karıştırarak önce yüksek ateşte kaynadıktan sonra altını kısıp ara ara karıştırarak 1- 2 taşım kaynattım . Bu arada üzerinde biriken beyaz köpüğü almanız gerekiyor. Kaynatma işlemi bittikten sonra marmelatı kuru bir kaba aktararak üzerini temiz bir tülbentle kapatarak güneşe koydum. Ara ara karıştırarak üç gün kadar kıvamı biraz daha koyulaşınca kavanozlara doldurdum. Ağzını sıkıca kapatıp 1 gün daha güneşe  koydum . İşte bu kadar acemice marmelat yapımı ama sonuç başarılı.

31 Ağustos 2012 Cuma

SON OLARAK BÖRDÜBET GOLDEN KEY VE ORHANİYE-KIZKUMU

BÖRDÜBET-GOLDEN KEY



GOLDEN KEY-BÖRDÜBET

VARAN 3-Şimdi sıra benim merakla beklediğim Marmaris Bördübet Koyu'ndaki Golden Key Otelde. Bördübet, Datça yarımadasının Gökova körfezinde bulunan bir koy.Zaten bu koyda iki otel var biri Amazon diğeri de Golden Key . Golden Key'in birde Marmaris Hisarönünde bir oteli var . Burayla karıştırmayın Çünkü burası bambaşka bir doğa harikası . Nasıl yapılmış ,nasıl düşünülmüş insan hayret ediyor.Deniz ve orman iç içe geçmiş durumda. Bütün odalar dereye bakıyor.

Ö
ADADAKİ PLAJ
Gözünüzü açtığınızda çeşit çeşit balıklar ,ördekler ,kuğular karşılıyor sizi. Hatta bir akşam barda otururken ortalarda öylece gezinen bir iguanayla bile karşılaştık. Tüm bu doğallığın ve ormanın içinde size oldukça güzel odalar ,koşullar hazırlanmış. En güzeli otelin içindeki dereden küçük fiber teknelere binerek otelin karşı adadaki plajına gitmek. Bu gerçekten farklı bir his uyandırıyor insanda.
KARŞI ADAYA DENİZE GİDERKEN
 Oteldeki herkes son derece ilgili ve samimi.Tek olmayan ve olmasına asla müsaade edilmeyen şey huzursuzluk diyebilirim. Gelen diğer misafirlerle konuştuğumda bir çoğunun daimi olduğunu öğrendim. Eğer kafanızı dinlemek, aşk tazelemek, gözünüze gönlünüze bayram ettirmek isterseniz Golden Key' e misafir olmalısınız .Böyle yerleri gördükçe ,daha önce herşey dahil otellerde nasıl bir esir hayatı yaşadığımı farkettim.
İki gün bu doğal güzelliğin ve huzurun keyfini çıkardıktan sonra artık ayrılma vakti gelmişti. Otelde hemen hemen her şeyle ilgilenen Baran Bey ,benim mutfağa karşı olan ilgimi öğrenince giderken Orhaniye'deki Ayhan Bey'in şefliğini yaptığı restorana uğrayarak balık pastırması yememizi önerdi. Kendisi bir jest yapıp yerimizi ayırtmıştı bile.
ORHANİYE

Orhaniye'deki Luna Begonvil Restoran ,Kızkumu mevkinde.Eee gelmişken önce Kızkumu'nu görüp hikayesini dinlemek lazım. Kırmızı iri taneli kumlardan , 650 metrelik bir setten oluşan Kızkumu'nun hikayesi şöyle.Bir zamanlar bölgeye sık sık yapılan korsan baskınlarının birinde,bölgenin güzeller güzeli kızı kaçmak için eteğine doldurduğu kırmızı kumları saçarak karşı adaya kaçmaya çalışır. Kumlar denizin içinde bir yol oluşturur ,fakat eteğindeki kumların bittiği yerde genç kız kaybolur .Kız kumunun ucunda bu kızın mezarı olduğuna inanılır. Hikayenin genel özeti böyle. Benim okuduğum bir kaç farklı versiyonu var. Birinde kralın kızı düşmanlardan kaçıyor. Diğerinde bir balıkçıya aşık olan kız ,babası vermeyince sevgilisine kavuşmak için kaçıyor. Sonuç olarak Kızkumu oluşuyor. Eğer yorulmazsanız gerçekten denizin ortasından kilometrelerce yürüyebiliyorsunuz.
KIZ KUMU

Gel gelelim tekrar Ayhan Bey 'in restoranına. Kendisi bir exclusive şef.Dünyayı dolaşmış ,çok ünlü otellerde görev almış .Sonrada gelmiş Orhaniye'ye ve geri gitmek istememiş. Maalesef biz gittiğimizde balık pastırması kalmamıştı. Ama onun yerine, balık füme ikram etti bize. Ben fümenin balığında ,etinde pek haz etmem doğrusu. Sanki ağır gelir bana . Koca bir tabağı silip süpürdük.


 Yanındaki mezeler ayrı bir güzel. Ayhan Bey balık pastırmasını ,bir tatlı su balığı olan beyaz ceylandan , fümeyi de Karadeniz somonundan yaptığını ve yapılışlarını keyifle anlattı bize. Farklı balık mezeleri tatmak isterseniz kesinlikle yolunuz düştüğünde uğramalısınız. Ayrıca restorana ait çok güzel bir plaj yanında konaklama hizmeti de mevcut.


İşte böyle... Artık dönüş yoluna çıkmalı.Bir an önce oğluşuma kavuşmalı. Elimden geldiğince sizlerle paylaşmak istedim. Şimdi  mutfağa geri dönüp yeni yeni tarifler deneme zamanı . Kış için yapılacak çok şey var . Sonra ağustos böceğine döneriz neme lazım =)