MERHABA..

Hepinize merhaba...Ben bir mutfak aşığıyım. Mutluyken ,hüzünlüyken ,huzurluyken ,sıkılmışken ,genelde gece uyku tutmamışken mutfakta ya bir şeyler yaparken bulurum kendimi yada maalesef yaptıklarımı yerken...Çocukluğumdan beri gelen bu aşkı, merakı ,öğrendiklerimi sizlerle paylaşmaya sizin paylaşacağınız fikirlerle tariflerle yeni mutfak maceraları yaşamaya karar verdim .Sizler sayfama bende aranıza hoş geldik ...


29 Ağustos 2012 Çarşamba

KÖYCEĞİZ , DALYAN, İZTUZU PLAJI VE CARETTALAR

dalyan 
köyceğiz
 VARAN2  Akyaka 'dan ayrıldıktan sonra Göcek 'e doğru yolumuza devam ediyoruz. Ama önce görmeden geçilemeyecek yerler var. Birincisi Köyceğiz . Allahım o nasıl bir göl ,nasıl bir su ... Havanın rengiyle bütün olmuş, pürüzsüz ,gözlerinizi alan uçsuz bucaksız gibi bir görüntü. Aslında Köyceğiz Gölü'nden tekne turlarına katılıp o kanallardan geçerek Dalyan ve İztuzu 'na gidebiliyorsunuz.

Fakat biz Akyaka ' biraz fazla kalınca turları kaçırdık. Bu yüzden hemen ayrılıp Dalyan 'dan tura çıkan teknelere yetişmek için yola loyulduk.
O kadar güzel bir güzargah ki hepsi birbirinden görülmeye değer güzelliklerle dolu.
Dalyana varır varmaz midemizden gelen sinyallere daha fazla dayanamayıp oldukça yanlış bir tercihle hem sulu yemekler hemde ızgaralar yapan bir restoranda pişmemiş korkunç yemekler yedik. Güzel olmayan şeylerin ismini vermekten pek hoşlanmıyorum ama hemen tekneler doğru yürürken olan bu restorana girmeyin.Onun yerine sabredip İztuzu Plajındaki kafede şansınızı deneyin.

Dalyan tam bir tekne cenneti. Öyle ki önce çamura sonra İztuzu Plajı'na dolmuş tekneler var. Hemde yüzlerce. Ama biz onlarında saatini kaçırmayı becerip ,bizi teknesiyle götürmeyi kabul eden Mehmet Bey'le yola çıktık. Eğer sizde dolmuş tekneleri kaçırdıysanız ( bu arada dolmuş tekneler sadece 20 ytl ) Mehmet İnce ile iletişime geçebilirsiniz.(Bize özel olduğu için 90 ytl ödedik.)
Mutlaka bu yoculuğu yapmanızı öneririm . Tercih ederseniz önce sizi çamur banyosuna götürüyorlar. Aynı zamanda çamur göletinin yada havuzunun yanında birde kaplıca suyu olduğu söylenen bir sıcak su havuzu var. Çamura girmek ve kalmak benim için bir hayli zor oldu. O koku hiç burnumdan gitmeyecek zannettim. Ama her zaman ki gibi turistler maşallah bırakıyorlardı kendilerini çamura . Daha sonra bir görevli gelip hortumla tazzikli su ile yıkıyor sizi. Benim için en eğlenceli tarafı buydu.
kendisini fotoğraf için feda eden eşim 

Çamur işlemi bittikten sonra tekrar tekneye biniyoruz ve Mehmet Abi nin süprizi kocaman mavi yengeçlerle karşılaşıyoruz. Gerçekten renkleri müthiş ,boyutlarıda inanılmaz.
 İztuzuna doğru yola çıkıyoruz.Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuk .Devasal sazlıkların arasından bir o tarafa bir tarafa labirentte gibi yol alıyoruz . Bir anda Mehmet Abi carettaları görecek misiniz diyor .Kim görmek istemez ama nasıl derken küçük bir balıkçı teknesinin yanında duruyoruz . Oltalara takılmış yengeçleri suya atıp hadi bakalım gelin carettalar gösterin abilere ablalara kendinizi =) Görebilirseniz 5 ytl ödüyorsunuz. Carettalar gelip kapıveriyor yengeçleri .Türk insanı işte kaplumbağayı bile ayı oynatır gibi oynatmanın yolunu buluyoruz. Hemen ilerideki tekneden de kendimize tadımlık bir yengeç aldıktan sonra işte karşınızda İztuzu .Maalesef size bu yolculukla ilgili çok fotoğraf sunamıyorum Çünkü büyük bir şansızlıkla hem fotoğraf makinasının hemde telefonların şarjı bitti.
İztuzu 'na geldiğimizde saat 18 :00 civarı . Şanslıyız ki burası da bomboş.Tüm tekneler dönmüş. İnanılmaz incelikte pürüzsüz bir kum ,içinizi ısıtan ama berraklığıyla şaşırtan harika bir deniz. Mehmet Abi çocuklarını bekler gibi bekliyor bizi sahilde .Yüzmeye doymak pek mümkün değil. Kumla tüm vudumuza bir kaç kez peeling yaptıktan sonra geri dnüş için ayrılıyoruz.Bu arada çamurdan sa plajdaki peeling inanılmaz faydalı oldu. Göcek 'te kalacağımız Dalya Life Butik Otel ' e doğru yola çıkıyoruz.

AKYAKA İLE BAŞLAYAN YOLCULUK



VARAN 1
Aslında geç mi kaldım yazmı bitti derken yine de bu doğa harikalarını sizlerle paylaşmak istedim. Belki de aranızda hala tatil yapmak için bir yerler arayanlar vardır. Biz en son Kuşadası'nda oğluşumuzu ananeye ve süper dedemize sattıktan sonra ( ki o zevkle kabul etti ) arabamıza atlayıp rotamızı Göcek' e çevirmiştik ki kendimizi Gökova Körfezinin o müthiş güzelliği Akyaka 'da bulduk. Denizin güzelliğini,temizliğini,doğanın etrafa yaydığı huzuru size anlatamam. Sabahleyin ortalarda kimse yokken iskelenin hemen başında Filika Otel 'in sahibi karşıladı bizi.
Filika Otel
 Etrafa hayran hayran bakarken dönüş yolunda mutlaka burada kalmalıyız diye düşünerek oteli gezdik. Oldukça temiz ve şirin bir otel. Sahibi de oldukça misafirperver. Daha sonra bize yüzmemiz için Çınar Koyu nu tavsiye etti. Sanırım hayatımda girdiğim en güzel denizdi. Akyaka'da her türlü av yasağı var . Olta balıkçılığı bile yasak. Bu yüzden deniz hala canlı. Su altı kameranız varsa mutlaka götürün, yada deniz gözlüğü ile dalış yapıp, tadını çıkarın.
Denize Karışan tatlı su ve donan ben =)

 Koya buzz gibi bir tatlı su karışıyor. Ben bir cesaret suya girip, biraz yüzdükten sonra Çınar Kafe' de oldukça makul bir fiyata harika bir kahvaltı yaptık.
Çınar Kafe'de sıcak bazlamalı kahvaltı
s


Burası da tüm koya nazır Allah sahibine bağışlasın dediğimiz türden bir evcik
Genelde Akyaka rüzgar alan bir yermiş. Bu yüzden Kite  Board yapılıyormuş. Sabah saatleri olduğundan mı bizim şansımızdan mı bilmem hava rüzgarsız, deniz dümdüzdü. Size bir tavsiye eğer tatil için bu müthiş güzelliği seçecekseniz yada uğrayacaksanız kesinlikle hafta içini tercih edin . Biz tatil dönüşü pazar günü tekrar uğradığımızda adım atacak yer yoktu ve maalesef sözüm ona her türlü ateş yakmak yasaktır yazılarının altında mangallar kurulmuştu.

28 Ağustos 2012 Salı

PATLICAN KISTIRMA

 Selam...Daha önce sizlere patlıcana bayıldığımdan bahsetmiştim.Yazın son günlerinde hazır domates ve patlıcan bolken sizlere bu tarifi vermek istedim . Aslında bir çok adı var .Kıstırma ,kıstırtma, patlıcan oturtma benim tabirimle karnı açık . İsmi ne olursa olsun,patlıcanı ne şekle sokarsanız sokun güzel oluyor yani. Özellikle yanında cacık ve pilavla tavsiye ederim. Yapılışı karnı yarığın patlıcanları dilimlenmiş hali aslında. Görüntü olarak en az karnıyarık kadar güzel yapılış olarak da daha basit diyebiliriz. Buyurun tarife.

1 kg patlıcan
350 gr orta yağlı kıyma
1 orta boy soğan
2 diş sarımsak
2-3 adet domates
4 adet sivri biber
1 yemek kaşığı salça
1 çay bardağı kadar su
tuz ,karabiber,toz kırmızıbiber
kızartmak için ayçiçek yağı
2 yemek kaşığı kadar riviera zeytinyağı

Öncelikle patlıcanları alacalı olarak soyup tuzlu suda biraz bekletin . Yaz patlıcanları için bu işlemi çok uzun tutmaya gerek yok bence. Daha sonra kurutarak kızgın yağda kısa bir süre kızartın ve havlu kağıda alın.
Bir tencerede küçük küçük doğradığınız soğanları sıvı yap ile öldürdükten sonra kıymanıza ekleyerek kavurun.Sırasıyla doğradığınız süvriberleri , kabukları soyulmuş doğranmış domatesleri ve salçanızı ekleyin.Su ve baharatlarınızı da ekledikten sonra ağzını kapatarak kısa bir süre pişmeye bırakın . Bir borcama yada fırın tepsisine patlıcanlarınızı dizin . Üzerine hazırladığınız harcı ve sarımsakları ekleyin. Üzerini dilimlenmiş domates ve sivribiberlerle süsledikten sonra üzerini alümiyum folyo ile kapatıp 180 derece fırında 5 dakika daha sonrada kızarması için üzerini açarak bir 5 dakika daha pişirin. Afiyetler olsun. Yanına pirinç pilavı yada erişte ve cacığı unutmayın. Benden söylemesi .

18 Ağustos 2012 Cumartesi

ÇAYLI TARÇINLI KEK

  Tatile gitmeyenlerin mutfaklarında hummalı bir çalışma olabilir şu saatlerde. Bayram hazırlıkları , ikramlar ,şekerliklere konulan çikolatalar... Bizim evde de tatlı bir telaş var Kaan'la birlikte.Yarın şeker bayramı diyince gözleri fal taşı gibi açıldı. İçinde şeker olsun da çamurdan olsun =).
  Kaan'la ortak bir özelliğimiz var mutfak .Ben bir şeyler yaparken oda zamanında hamileyken kullandığım tabureyi alıp bitiveriyor yanımda. Hafta sonları beraber mutlaka bir kek ,pasta yapıyoruz.Yakında onunla ilgilide bir bölüm eklemek istiyorum bloga .Ana oğul mutfakta =) .
  Sabah kahvaltıdan sonra Kaan eline yumurtaları alıp gelince ,demlikte kalan çayı hatırlayıp beraber bu keki yaptık. Annemin sık sık yaptığı bir tarif çaylı tarçınlı kek . Oldukça da lezzetli .Denemek isteyenlere buyrun tarifi
Malzemeler :
  1 paket oda sıcaklığında margarin                                  
3 yumurta
1 su bardağı kadar demlenmiş soğumuş çay
200 gr şeker
1 yemek kaşığı kakao
2 tatlı kaşığı tarçın
1 paket kabartma tozu
300 gr elenmiş un

Yapılışı klasik kek tarifleri gibi .Önce şeker ve yumurtayı kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra margarini küçük küpler halinde ilave edin ve çırpın. Çayıda ekledikten sonra başka bir kaba elediğiniz un ,kakao, tarçın ve kabartma tozunu da ekleyerek kek hamurumuzu yağlanmış yuvarlak yada kare kalıba boşaltıyoruz. Ben genelde risk almamak için kalıpları yağlı kağıtla kaplıyorum.
170 derece yaklaşık 40 dakika kadar pişiriyoruz. Klasik yöntemle çubukla pişip pişmediğini kontrol ettikten sonra fırından alıp soğumaya bırakabiliriz. Ben soğuduktan sonra üzerini Dr Oetker!in hazır glazürü ile süsledim. Poşeti sıcak suda yada mikrodalgada eriterek istediğiniz şekilde süsleyin. Dilerseniz benmari usulu bitter yada beyaz çikolata da eriterek de süsleyebilirsiniz . Kesinlikle çok yakışıyor. Afiyet olsun . Bayramda ağzınız hep tatlı olsun.

BAYRAM İÇİN TEBRİK KARTLARIM ve SEVİL'DEN TÜRK KAHVEM



Bayram için blog yazarları arasında düzenlenen kartlaşma etkinliği sayesinde bir sürü tebrik kartı aldım . Ne kadar güzelmiş posta kutusunda adınıza yazılı bir sürü zarf bulmak . Hepsini ayrı bir heyecanla açtım. Başta bu etkinliği düzenleyen Leylak Dalı 'na sonra gönderen tüm blog arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum. Hem birbirinden güzel dilekleri için hemde bu mutluluğu yaşattıkları için .Umarım benim kartlarımda onların eline ulaşmıştır.
resim çekmesine izin vermediğim için küskün oğluşum
buda Kaan'nın bayram çikolatası


Gelelim beni mutlu eden diğer zarfa .Sevgili blog arkadaşım Sevilin Denizi'nden . Sevil yaptığı sayfama yaptığı yorumlarla beni mutlu eden ve destekleyen başka bir blog arkadaşım. Kendisi de çok keyifli yazılar yazıyor. Aramızda o kadar güzel bir telepati oluşmuş ki ben ona kahve fincanı oda bana türk kahvesi göndermiş. Hemde sakızlı =). Daha ne diyim . Artık bir araya gelip fincanları alıp keyifle kahveyi yudumlamak farz oldu.
Tekrar hepinize sevgi dolu nice bayramlar...

15 Ağustos 2012 Çarşamba

PİDE FIRINI VE GÜVEÇ

 Yazlıktaki yemek ziyafetleri devam ediyor. Kuşadası 'nda hemen hemen her sitenin ortasında bir su deposu onun altında da market, kasap vs...   vardır. Bunlar içinde olmassa olmazı da mutlaka pide fırınıdır. Ege'de kullanılan undan mıdır, yapılış farkından mıdır bilmem pideler her zaman çok lezzetli ve gevrek olur. Ama benim annem için pide fırını daha fazla anlam taşır. Salça yapmak için kırmızı biberleri ,derin dondurucuya koymak için patlıcanları közletmeye götürdüğü bazen de böreğini pişirterek lezzet kattığı yerdir pide fırını.Kuşadası'ndaki pidecimizin şöyle bir artısı var . Size bir güveç veriyor . Sizde dilediğiniz gibi içini doldurup pişmeye gönderiyorsunuz. Saatlerce yavaş yavaş pişen güveciniz tam bir lezzet şölenine dönüşüyor. Sizlerde mahallenizdeki pidecide bu yöntemi uygulayıp harika  lezzetler sunabilirsiniz.
İşte bizim güvecin malzemeleri :

1 kg süt dana eti ( güveç için uygun olanını sorup kasabınızdan yardım alabilirseniz yada kuzu tercih edebilirsiniz )
7-8 adet sivri biber
5-6 adet domates
3 adet patlıcan
1 yemek kasığı salça
arzuya göre zeytinyağı yada tereyağı
tat vermesi için kasaptan ufak bir parça kuyruk yağı
tuz - karabiber- toz k.biber- kekik
Malzeme listesi arzunuza , evinizde olan malzemeye göre çeşitlendire bilinir. Genel olarak et bu şekilde yavaş yavaş odun ateşinde pişince lezzetli oluyor zaten.
Domatesin kabuklarını soyup, biberlerle birlikte dilediğiniz ölçüde doğrayın .Geniş bir kapta tüm malzemelerle ve baharatlarla etlerinizi harmanlayın.Güvecinizin alt kısmına bir miktar kasaptan aldığınız kuyruk yağını koyun, 2- 3 küçük parça yeterli oluyor. Etinizi güvece yerleştirip 1-2 küçük parçada üzerine yağ ekleyebilirsiniz. Kuyruk yağı fikrinden hoşlanmadıysanız ki bahsettiğim miktar çok çok az dilerseniz tat için tereyağıda kullanabilirsiniz.
Bu arada yolunuz Kuşadası'na düşerse mutlaka pideleri tatmanızı öneririm . Özellikle tahinli pide dillere destan. Yemeğin üzerine ortaya bir porsiyon söylemeniz yeterli. Oldukça doyurucu ve tat bakımından zengin olduğu için sıcak havada bir parçası insana yetiyor.

14 Ağustos 2012 Salı

ÇİÇEK DOLMASI


 Hepinize selam ... Tatil bitti eve dönüş toparlanma derken yazılar geciktikçe gecikti biliyorum . İnşallah arayı kapatacağım Öncelikle herkesin Kadir gecesi mübarek olsun . Hepimizin güzel dilekleri , duaları kabul olsun inşallah.
  Tatil içinde size yazacağım çok şey var .Daha önce bahsettiğim gibi tatilimizin ilk durağı Kuşadası'ydı. Annem ve babamla beraber tatil yapmayalı çok uzun olmuştu. Hatta evlendiğimden beri ilk diyebiliriz. Benim için çok güzel bir tatil oldu .Annem bizi uzun zamandır hayalini kurduğum çiçek dolmasıyla karşıladı ilk gün .
Çiçek dolması kabağın çiçeklerinden yapılıyor. Sabah erken saatte toplanılması gerekiyor ki çiçekler kapanmasın. Büyük şehirlerde temin etmek biraz zor tabi . Ama bildiğimiz büyük marketlerden birinde ambalajlı olarak satılıyor. İsterseniz alıp bir miktar deneyebilirsiniz . Genelde ege bölgesinde zeytinyağlı olarak tadabilirsiniz.Ama babaannem bize hep böyle etli yapar . Üzerine de yoğurdu , sosu döktünüz mü tadından yenilmez. Eeee Kayseri ' li olunca her şeyi mantı görüntüsünde yeme çabası içine giriliyor ister istemez .
Buyrun tarife:

Kabak çiçeği  ( artık bulabildiğiniz kadar )
250 gr orta yağlı kıyma
1 çay bardağı bulgur
1 çar bardağı pirinç ( dilerseniz sadece bulgur yada pirinç kullanabilirsiniz ) ( ben bulgurlu seviyorum )
1 adet kuru soğan
2 adet domates
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı kadar zeytin yağı
1 yemek kaşığı kadar tereyağı
tuz - toz kırmızı biber- nane - karabiber

üzeri için salça sos : Küçük bir tavaya az miktarda yağ ekleyip bir yemek kaşığı kadar salça ile kavurup su ile istediğiniz kıvamda sulandırın.

Üzeri için arzuya gore sarımsaklı yada sade yoğurt

İç malzemeleri karıştırarak dolma harcınızı hazırlayın. Daha sonra dikkatlice çiçeklerinizin içine doldurun . Ağızlarında mutlaka boşluk bırakın ki pişme esnasında ,bulgurlarda şiştiği için ağızları açılabilir. Tencereye ağız kısımları yukarı bakacak biçimde sık sık dizin ve üzerine bir kapak kapatın. Üzerlerine dolmalarınızın yarısına gelecek kadar hafif salçalı su ekleyerek kısık ateşte yarım saat kadar pişirin . Daha sonra yoğurt ve salça sosla tamamlayıp afiyetle yiyin midenizde çiçekler açsın.
Eğer kabak çiçeklerinden çok az temin edebildiyseniz biber yada kabak dolmasının yanında da bir çeşit olarak ikram edebilirsiniz.
Son bir not aynı zamanda zeytinyağlı bir harç hazırlayarak zeytinyağlı bir meze olarak da  yapılabilir.




13 Ağustos 2012 Pazartesi

Ramazan Ayı'nda Bir Çocuğumuzu da SEN Güldürmek İster misin?

LÖSEV, Türkiye genelinde yaklaşık olarak 11.500 lösemili aileye mutluluk kolileri dağıtıyor.

Vakıf, zorlu tedavi sürecinden geçen lösemili ve kanserli çocukların moral kazanmaları için Türkiye’nin dört bir yanında Ramazan’da iftar yemekleri de düzenleyerek yüzlerce aileye ulaşıyor. Eğer sen de bir koli mutluluk armağan etmek istersen farklı paketlerdeki yardım seçeneklerinden en uygununu seçip bu kutsal ayda desteğini gösterebilirsin.

Detaylı bilgi için www.losev.org.tr sitesi veya www.facebook.com/losev0660 Lösev Facebook sayfasını ziyaret edebilirsin. Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile paylaşımlarınla destekleyebilirsin.





  Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

BURALARDA DENİZ DOĞA BİR BAŞKA


Golden Key - Bördübet
Bördübet
Merhabalar... Şu an Marmaris Bördübet Koyundayım. Günlerdir hem internet sıkıntısından hem de gezmekten sizlerden ayrıyım. Ama söz veriyorum yakın zamanda harika tatil önerileriyle çeşit çeşit yemeklerle geri döneceğim. Çünkü yazmayı da sizleri de çok özledim. Uzun yıllardır yaptığım en güzel tatildeyim. Egenin en güzel koylarında denize girme fırsatı buldum. Hepsi birbirinden güzel, hepsi ayrı bir cennet. Gökova'nın Akyaka Beldesi, Göcek'in tüm koyları ve adaları, Dalyan, ve Köyceğiz'den tekneyle İz Tuzu'na gitme macerası, Caretta Carettaları beslenirken izleme keyfi, mavi yengeç tatmak ve şu anda bulunduğum Bördübet Koyu'ndaki Golden Key Oteli... Burası ayrı bir cennet. Hoş her bulunduğum yere gittiğimde bu sözü söyledim bu sene. Bolca 50'lerimize geldiğimizde hangisinde yaşardık hayali kurduk eşimle. Hem yeşile hem de maviye, denize doydum. Yemeklerle aram çok iyi değil maalesef bir tek Göcek'te kaldığımız Dalya Life Otel'de sahibi Gül Abla'nın bahçeden toplayarak kendi zeytinlerinden sıkma zeytinyağıyla yaptığı mezeler inanılmazdı. Gerisi fos... Ne Göcek'te ne de Dalyan'da şöyle zeytinyağı kokan mezeler ve balık yiyemedik . Koskoca Göcek marinasında restoranların yapamadığı balığın alasını çıktığımız tekne turunda Gülay abla ve eşi Kaptan Nejdet Bey'in ellerinden yedik . Gerisi ne varsa annelerde var sözüyle doğrulanmış olup, Kuşadasında annemin yemekleriyle doyduk. Yazacağım o kadar çok şey var, o kadar güzel resimlerim var ki anlatamam .Sırf  bu yüzden Ankara 'ya dönüp sizlerle buluşmayı iple çekiyorum . Yoksa ne yalan söyleyeyim 25 yaş sonraya ışınlanıp küçük bir tekne alıp, Ayhan'la buralarda yaşlanabiliriz. Ama daha yapacak çok şey var =) Sevgiler ...

Coming soon ...
Dalyan

Köyceğiz Gölü



mavi yengeç

dalyan İzTuzu Plajı yolculuğu

23 Temmuz 2012 Pazartesi

BİR GARİP DURUMDAYIM

  Hepinize merhaba... Evet en sonunda tatile kavuştum . Şu an Kuşadası' ndaki yazlığımızdayım . Uzun zamandan sonra anne ve babamla vakit geçirmek her gün doyasıya denize girmek iyi hoşta şu an sizlere yazdığım ortam pek hoş değil.Sitenin kahvesinde yaklaşık  30 kadar beyefendinin içinde babam başımda ( başlıcam senin bloguna der gibi bakıyor ) sizlere yazmaya çalışıyorum . Bayağı bir baskı altındayım. Ama yazacağım çok şey var . Ev yapımı salçalar, şeftali bahçeleri , güne reçelleri , Söke ununun hikmetinden kaynaklanan bazlamalar pideler... İlk iki gün içinde sizlere bunları biriktirdim . Aaaa en önemlisi anne eli değmiş çiçek dolması ... Hepsi fotoğraflandı hepsi hazır ama sanırım size ulaşması biraz zaman alacak.
  Sanırım yaşadığınız yerde su olunca her şey güzelleşiyor.Her gün komşulardan gelen taze salatalıklar ,biberler, bahçeden toplanan rokalar,evlerin önündeki limon ve zeytin ağaçları , bayrak kırmızısı domatesler,Ege halkının o stressiz rahat neşeli halleri daha neler neler... İnsan yazın burada üç ay kalsa beş yıllık antiaging le geri döner. Bu yüzden yirmi sene önceki komşularımız hala aynı duruyorlar maşallah bizde Ankara ' da kuruyoruz.
 Diğer fotoğrafları şu anda ekleyemiyorum maalesef . Hem internet çok yavaş hemde ortam dolayısıyla gerilmiş durumdayım. Affınıza sığınarak daha doludolu yazılarla geri döneceğime söz veriyorum .

20 Temmuz 2012 Cuma

DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN KART ETKİNLİĞİ VE KİTAP ÇEKİLİŞİİİ VARRR

BU GÜN İLKLER GÜNÜ BENİM İÇİN ÖNCE SEVGİLİ LEYLAK DALININ BAYRAMDA KARTLAŞMA =) ETKİNLİĞİYLE HEYECANLANIP DAHA SONRADA YENİ TANIDIĞIM NESRİN MUTLUNUN KİTAP ÇEKİLİŞİNE KATILIYORUM HADİ SİZDEEE GELİN....

bayramlaşmak için : http://leylakdali.blogspot.com/2012/07/bir-oneri.html

kitap çekilişi için : http://nesrinmutlu.blogspot.com/2012/07/laf-salatasnn-ilk-cekilisine-hepiniz.html

Hadi çıkın çıkın gelin ...

18 Temmuz 2012 Çarşamba

SOĞUK ÇORBA

  Sıcaklar malum yakıp kavuruyor . Günlerdir canım doğru dürüst yemek pişirmek istemiyor . Son dakika ızgara ve salatalarıyla geçirip gidiyoruz . Bir kaç gün önce sevgili Leylak Dalı nın yazısıyla işte bunu istiyorum diyerek soğuk çorba yapmaya karar verdim . Soğuk çorbayı çok severim .Sırf ikram olarak getirdikleri için gittiğim bir restoran bile var . Yazıyı okur okumaz büyük bir iştahla koştum mutfağa . Nohut ve yarmaları ıslattım . Güzel bir torba yoğurdu aldım . Akşama buz gibi iştahla yemek için sabırsızlanıyorum . Hemde öyle iki kaşıklık ikram değil . Dolu dolu bir kase keser beni =)

Malzemeler :                                                                      
1 su bardağı kadar nohut
1 su bardağı kadar yarma ( aşurelik buğday )
Torba ( süzme ) yoğurt
Taze nane , arzuya göre dereotu
tuz ve üzerine biraz pul biber

Nohudu ve aşurelik buğdayı bir gece önceden ıslatın üzerlerini bir örtüyle kapatın . Sabah açtığınızda nohutlarınız kabuklarını bırakmış ,buğdaylarınızda yumuşamış olacaklar. İkisini de ayrı ayrı haşlayın . Torba yoğurdunuzu tuz ekleyerek çırpın . Çok koyu yada sıvı olmayacak bir kıvamda hazırlayın. İçerisine nohut ve buğdaylarınızı ekleyin . Çok ince kıyılmış taze nane ve pul biberle tatlandırın. Ben malzemelerimi haşladıktan sonra saklama kaplarına koyup dolaba kaldırdım . Yiyeceğim kadarını karıştırıp taze taze hazırlıyorum .Size de tavsiye ederim . Bol serinlemeler ... Leylak dalı harika fikrin için teşekkürler...

16 Temmuz 2012 Pazartesi

ERİK SUYU ( ERİKOLATA )

 Sitemizde meyve şenliği var. Hepimiz küçük ağaçlarımızdan azda olsa meyve almanın keyfini yaşıyor . Mesela bizim bu sene 4 kayısımız, 1 avuç kadar vişnemiz , her sene harika çiçekler açıp ama bir türlü olgunlaşamayan şeftalimiz ,minik ama bolca kara dutumuz var. Beş sene sonra hakkını veren tek ağacımız  ilk kez meyve veren armut ağacı onuda henüz koparmaya kıyamıyoruz .

 Geçen günlerde yürüyüş yaparken ,sevgili komşucum Ömür ve mahallemizin yardımsever aynı zamanda  karizmatik delikanlısı Dağlar 'a Ömür 'ün bahçesindeki kırmızı erik ağacını talan ederken rastladım . Ağaca işkence yapılarak =) yapılan erik toplama işlemine biraz bende yardım eder gibi görünüp payıma düşen kıp kırmızı eriklerimle eve döndüm.
 Bu sıcak havalarda fazla şekerli olmayan ve ferahlatan buz gibi içecekler en büyük nimet . Bende erik suyu yapmaya karar verdim . Fakat biraz farlı bir tat denemek için bizim bahçeden 1 avuç dut , 1 avuç vişne ve evde kalan kirazları da ekledim . Daha doğrusu kırmızı meyve olarak ne bulursam attım içine ,birazda tarçın ve karanfille tatlandırdım . Ortaya harika bir renk ve güzel kokan ferah bir meyve suyu çıktı . Sizde denemelisiniz .
Malzemeler
2 kg kadar kırmızı erik
400 gr toz şeker
bir miktar karadut, vişne ve kiraz
1 küçük çubuk tarçın
6-7 adet karanfil
3,5 litre kadar su


Tüm malzemeleri büyükçe bir tencereye alıp kaynatın . İyice rengini bıraktıktan sonra süzgeçten geçirin . Şişelere doldurarak dolabınızda soğutun . Güzel serinlemeler ...

10 Temmuz 2012 Salı

ZEYTİNYAĞLI BÖRÜLCE

Börülce , benim çok yeni tanıştığım bir baklagil . Minik minik üzeri siyah noktalı bu şirin fasulyelerle bir çok lezzetli tarif yapabilirsiniz. Özellikle zeytinyağlısı ve salatası bizim evde çok beğenildi. Normal salatalara koymak yerine ,piyaz şeklinde de yapabilirsiniz . Börülceden nohut gibi humusta yapıldığını duydum .Fakat henüz denemedim . Zeytinyağlısını ilk kez Marmaris' li bir ailenin işlettiği balıkçıda yemiştim . İçerisine barbunya gibi havuç ve patates koymuyoruz . Sadece bol soğan ,bol domates ve sızma zeytinyağı . Ben ağır geldiği için  sadece sızma zeytinyağı kullanamıyorum. Bu yüzden pişen zeytinyağlılarda riviera ile sızma zeytinyağını karıştırıyorum .
  Bu arada börülce, bir çok baklagil gibi oldukça faydalı.Demir ve potasyum yönünden oldukça zengin .Aynı zaman da yüksek lif oranı içerdiği için kandaki insülin ve şekeri dengeliyormuş . Bu yüzdende şeker hastalarına özellikle tavsiye ediliyor.

  Sağlık çok önemli tabiki ama ben en başta size harika bir meze olduğu için tavsiye ederim .
Malzemeler :
2 su bardağı kadar kuru börülce
2 adet orta boy kuru soğan
1 tatlı kaşığı toz şeker
5 - 6 adet kabuğu soyulmuş domates
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
tuz ve toz kırmızı biber
isterseniz çok az domates salçası

Börülcelerinizi biraz yumuşayıncaya kadar haşlayın . Daha sonra suyunu süzüp bir kaç kez soğuk su altında yıkayın .
Soğanları küçük küpler halinde kestikten sonra zeytinyağı ve şekeri ekleyerek pembeleşinceye kadar kavurun. Domatesi ,isterseniz salçayı, tuzunu , ve toz biberini ekledikten sonra börülceleri ekleyin. Üzerlerini geçmeyecek kadar su koyun . Bu düdüklünüzün pişirme ayarına göre değişebilir. Piştikten sonra servis tabağınıza alıp, soğuyunca isterseniz üzerine maydanoz kıyarak servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.


9 Temmuz 2012 Pazartesi

TATİL YOKSA HAMBURGER VAR !!!

Ankara boşaldı neredeyse ...Kimseler kalmadı. Herkes yazlıklara ,otellere kaçmaya başladı.Blog arkadaşlarımın tatil yazılarını okuyup duruyorum .Oysaki ben aylardır tatil planları yapıp , diyetler yaptım. En sevdiğim koca burgerlerden bile uzak kaldım . Sonuç bir tatil programım bile yok. Daha fazla bu haksızlığa dayanamayıp Kentpark  alışveriş merkezindeki Burger Story de buldum kendimi. Hamburger genelde bir mutluluk hissi verir bana . Moralim bozuksa yada malum zamanlardaysam kafamın bir köşesinde en cezbedici haliyle yanıp yanıp söner bir hamburger resmi.

 Burger Story de bir çok hamburger çeşidi var. Klasik , çedarlı , acı soslu , fıstıklı ,  Veggie burger, BBQ Burger ve Karamelize soğanlı. Benim favorim en sondaki.  Karamelize soğan gerçekten hamburger ve hot dog a çok yakışıyor. Bir kaç kez evde yapmayı deneyip fena bir sonuç elde etmesem de tabiki dışarıdaki o tadı yakalayamadım. 
Terasta kocaman hamburger tabağımla buluşup ,aylardır ayrı kalmanın verdiği özlemle bir çırpıda tabağı silip süpürdüm. Aklımda yer edinmeye çalışan kalori hesaplarıyla hemen vedalaşıp koca bir gülümsemeyle mutluluğumu alışverişle perçinledim, 
Sevgili Eşime Not : Tatil planları kesinleşene kadar eylemlerim devam edecek . 

5 Temmuz 2012 Perşembe

NİLÜFER 'İN MAHARETLERİ

 Geçtiğimiz aylarda yapılan Ankara 'lı bloggerlar buluşması bir çok yeni yüz ve blog tanımama vesile olurken aynı zamanda şans kapıyı çaldı ve iki harika arkadaşım oldu. Sevgili Yasemin ( kendisi blog eğitmenim olur =)) ve Nilüfer . Yakın oturmamızın da verdiği avantajla geleneksel kahvaltılar düzenlemeye başladık . Bazen dışarıda, henüz ben çağıramasam da evde kahvaltı adı altında akşam yemeğine uzanan sohbetler yapıyoruz .Daha yeni  yeni tanımaya başlayınca birbirimizi şöyle bir merak ta oluyor haliyle.Evi nasıl , ne sever ,e yemek blogu yazınca ne yer ne içer ... Ama bu merak özellikle Nilüfer 'in evi için geçerliydi. Yaseminle birlikte yaramaz çocuklar gibi her şeyi inceleme ve karıştırma dürtüsüyle sabırsızlıkla bekliyorduk Nilüfer 'e gitmeyi. Vee Tataamm ..İşte o gün geldi . Balkonda keyifli bir kahvaltıdan sonra ben o harika cüzdanlar la ,çantalarla rengarenk keçelerle , takılarla , yünlerle buluştum .

Bir ara çantaların büyüsüne kapılıp ;yirmi tane çanta boynumdayken Nilüfer 'in oğlu Sarpla - Deli mi bu kadın - bakışları altında tanıştım.

İnsanın yetenekli olması ,hayal gücündekileri  , duygularını ,yaşanmışlıklarını ortaya dökerek el emeğiyle bir şeyler ortaya çıkarması ne büyük şans. Bunu yapabilenlere gıpta ediyor ve çok saygı duyuyorum .

Bu arada bu güzel şeylerin daha ayrıntılı fotoğraflarına ve daha bir çoğuna http://wildpoppyfields.blogspot.com/ adresiyle ulaşabilirsiniz . Arkadaşıma bu güzel gün için çok teşekkür ediyorum . Yine gelicem .=)

4 Temmuz 2012 Çarşamba

CARTE D'OR COCO COOKİE

BİR KAÇ SANİYEDE HİNDİSTAN CEVİZLİ COOKİELER...Ankara 'lı bloggerlar buluşmasında Carte
D'or bizler için güzel hediye paketleri hazırlaşmıştı. O günden bugüne mutfakta dizi halinde denenmek üzere bekleyen kutulardan Coco Cookie yi denemeye karar verdim . Karar verip kutuyu açmamla saniyeler içinde kurabiyelerin hazırlanması bir oldu . Hatta şu an pişiyorlar . Mikser bile kullanmadan sadece su eklenerek hazırlanabilen tarif şu ana kadar denediğim hazır karışımların en hızlısı oldu. Şekillerini cookie gibi yapmayıp küçük toplar halinde yuvarladım. Bu şekilde 20 küçük kurabiyem oldu. Belkide misafir için 2 paket almak daha doğru olabilir. Ama gerçekten 15 dakikaya sendeyim diyen yada çat kapı gelen bir misafir için oldukça uygun bir seçenek . Dolapta acil durum için yerini almalı .


 Biraz ilginç bir durum olacak ama şu anda tam bir canlı kayıt oluşturuyorum . Beş dakika kadar sonra tatlarından da bir alt paragrafta bahsedeceğim. =)
Evvett .. Piştiler ve puf puf oldular ..Mutfağa yayılan hindistan cevizi kokusu da , tadı da bu kısa süre için mucize gibi. E ben kendime bir çay yapayım bari . Hoşça kalın .

3 Temmuz 2012 Salı

YAZLIK İSLİM KEBABI

   Patlıcanı her haliyle ,her zaman çok sevmişimdir.Ama bu kış hem güzel olmaması hemde doğru bulmadığım için patlıcanla aramıza bir mesafe koymak zorunda kalmıştık. Yaz gelipte tezgaha düşer düşmez mesafeyi kaldırıp sofranın baştacı oldu . İslim kebabı hemen hemen hepinizin bildiği bir tarif aslında .Ben sadece ufak bir değişiklik yapıp isterseniz ılık yenebilecek bir hale getirip dil peyniriyle lezzetlendirdim . Adı da yazlık islim kebabı oldu . Denemenizi tavsiye ederim .
  Normalde islim kebabında patlıcan ve köfteler çok az kızartılıp esas pişme işlemi fırında yapılır . Ben patlıcan , köfte ve biberleri tam olarak kızarttım . Çünkü fırına sadece dil peynirlerinin yumuşaması için girecekler .Hatta benim gibi dayanamayıp soğuk olarak da afiyetle yiyebilirsiniz.

Malzemeler :
1 kg patlıcan ( sarmak için uzunlarını seçmeye gayret edin )
6-7 adet sivri biber
10 dilim kadar dil peyniri yada mozerella
köfte için :
300 gr kıyma
1 adet kuru soğan
tuz , karabiber , kimyon ,toz kırmızıbiber ,kekik
2 - 3 dilim ekmek içi ( ben galeta unu kullanıyorum )
1 yumurta
1 diş sasımsak
domates sosu için :
4- 5 adet yumuşak kabukları soyulmuş domates
2 diş sarımsak
1 yemek kaşığı kadar zeytin yağı
Tüm malzemeleri kızartmak için ayçiçek yağı

Patlıcanları alacalı olarak soyup boyuna dilimleyin ve acısının çıkması için kısa bir süre tuzlu suda bekletin . Bu süre içinde köftenizi yoğurup, orta boy toplar halinde yuvarlayın . Patlıcanları , köfteleri ve biberlerinizi kızgın yağda kızartın ve havlu kağıt serdiğiniz tabaklara alın .

Resimde gördüğünüz gibi 2 dilim patlıcanı artı şeklinde üst üste koyun . Tam ortasına köftenizi ve üzerine peyniri ekledikten sonra sarıp üzerlerine biberleri ekleyerek kürdanla tutturun .

Sos için kabuklarını soyduğunuz domatesleri küçük küpler halinde doğrayın. İçerisine sarımsakları da minik doğrayarak (isterseniz ezedebilirsiniz ) zeytinyağında biraz tuz ekleyerek pişirin.
Ana hatlarıyla malzemelerinizin tam kızardığı için yemeğiniz hazır sayılır. Bundan sonra domates sosunuzu hazırlayıp üzerlerine dökerek isterseniz servisten hemen önce  5 dakika kadar fırına verebilirsiniz . Yada hiç fırına vermeden de afiyetle yiyebilirsiniz. İnanın peynir ve patlıcan inanılmaz bir uyum yakalıyor .