MERHABA..

Hepinize merhaba...Ben bir mutfak aşığıyım. Mutluyken ,hüzünlüyken ,huzurluyken ,sıkılmışken ,genelde gece uyku tutmamışken mutfakta ya bir şeyler yaparken bulurum kendimi yada maalesef yaptıklarımı yerken...Çocukluğumdan beri gelen bu aşkı, merakı ,öğrendiklerimi sizlerle paylaşmaya sizin paylaşacağınız fikirlerle tariflerle yeni mutfak maceraları yaşamaya karar verdim .Sizler sayfama bende aranıza hoş geldik ...


10 Eylül 2012 Pazartesi

KARAMELİZE SOĞANLI EVBURGER



  Daha önce söylemiştim hamburgerin psikolojik etkileri var üzerimde . Keyifsiz anlarımda kesinlikle iyi geliyor. Koca bir ısırık ,akan soslar ve rahatlama hissi... Biraz sevimsiz bir hafta sonu geçirdim maalesef ,bugünde hafta sonundan yadigar mide ağrımla baş başayım . Kısır döngü gibi bu baş ve mide ağrısı benim için . Keyifsizlik ,baş ağrısı üzerine birkaç gün süren mide krampları. Ama yine de yeni haftadan umutluyum . Pazar gecesi hamburgerimi yedim ,moralimi ve kalorilerimi toparladım derin bir nefes alıp yeni haftaya başladım.
Hamburger bence tamamen keyif işi. İçinin sosu , köftesi ,ekmeği , isterseniz çedarı keyfe keder değişebilir. Ama benim favorim karamelize soğanlı , kocaman köfteli burgerler. İlk önceleri yok yok hamburger dışarıda yenir desem de , artık istediğim tada bu tarifle yaklaştım . O yüzden sizlere de denemenizi öneririm. Sosunu  , peynirini istediğiniz gibi çeşitlendirebilirsiniz. Ama bir önerim var. Ben paketlenmiş küçük hamburger ekmeklerini sevmiyorum .Hem hemen dağılıveriyorlar hemde tatları hafif tatlımsı geliyor bana. Büyük bir süpermarketin fırın reyonundan kocaman , doyurucu ve kesinlikle çok lezzetli roll ekmeklerinden almanızı tavsiye ederim.
Karamelize soğana gelince yapımı oldukça basit. İnternette farklı farklı bir çok karamelize soğan tarifi var . Ben daha öce kırmızı soğanla denemiştim . Tadı biraz tatlı olmuştu.Size vereceğim tarif , bu aralar Ankara 'daki en favori hamburgerci olan Burger Story 'den . Ayrıca karamelize soğan hot doglara da çok yakışıyor bence. Hatırlarsanız New Frank's sosislileri vardı . Onların içine de sürerlerdi bu sosu. Hadi başlayalım . Buyrunn evde hamburger keyfine...

Karamelize soğan için : 
3 adet orta boy küçük küçük doğranmış beyaz soğan
1 yemek kaşığı kadar zeytinyağı
2 küp esmer şeker
1 yemek kaşığından biraz az soya sosu
bir kaç damla vişne sirkesi ( ben bunu bulamadığım için 2 damla elma sirkesi kullandım )
tuz
karabiber

Tüm malzemeleri yağ kızdıktan sonra tavaya alıyorsunuz . Kısık ateşte ara ara karıştırarak soğanlar karamelize olana kadar yavaş yavaş pişiriyorsunuz. Dilerseniz beğendiğiniz başka baharatlarla da lezzetlendirebilirsiniz.

Köfte için :
400 gr kadar orta yağlı kıyma ( yarısı yada bir kısmı kuzu olursa çok lezzetli oluyor )
1 orta boy soğan
2 diş sarımsak
1 adet kırmızı biber
1 yemek kaşığı kadar tereyağı
ekmek içi yada galeta unu
tuz , kekik, karabiber, toz kırmızı biber ve kimyon

Hamburgeri tamamlamak için : 
2 adet rool ekmeği ( yada hamburger için uygun bir ekmek )
2-3 yaprak aysberg yada marul yaprağı
1 adet dilimlenmiş domates
turşu
Ketçap, mayonez ve hardal

Köftenizi hazırlamak için soğan ve sarımsağı ve kırmızı biberin içini rendeleyin .( köfteye çok yakışıyor ) Minik parçalara böldüğünüz treyağını da ekleyerek diğer tüm malzemelerle birlikte yoğurun. Biraz kalın ve büyük hamburger köfteleri yapın. Önceden biraz ısıttığınız tavanızda yağ eklemeden ızgara olarak köftelerinizi pişirin.

Daha sonra ekmeğinize karamelize soğanı sürün. Köftenizi üzerine koyarak diğer malzemelerle de tamamlayın . Afiyet bal şeker olsun .





                                   

6 Eylül 2012 Perşembe

YAZDAN KALAN UZUN KAHVALTI MASASI


 Sağ olsunlar komşularımın bloga çok katkıları oluyor. Hepsinde ayrı marifet ,ayrı kış hazırlıkları derken banada seve seve yayınlanacak postlar çıkıyor. Resimde görmüş olduğunuz ,fotoğraflamakta zorlandığım uzunnn ve dolu dolu kahvaltı masası komşucum Serap'a ait. Masa yı gördüğümüzde kendimi açık büfede hissedip şöylee bir etrafında tur attım . Derin bir nefes alıp oturarak akşama kadar ara ara yerim düşüncesiyle ,çok keyifli ve eğlenceli bir kahvaltı yaptık.Talihsizlikten mi yoksa o kadar yemenin verdiği uyuşukluktan mıdır bilmiyorum ,maalesef sonradan masaya eklenen,erikli muhallebiyi fotoğraflamayı unutmuşum. Artık seneye ,erik mevsiminde Serap'ın ellerinden öper bemde afiyetle yiyip sizinle paylaşırım umarım.
 Yıllardır aralıklı olarak yanlızlıktan şikayet edip ,taşınmayı düşündüğüm ''dağın tepesindeki'' sitemizi artık komşularım sayesinde seviyorum. Evlendikten sonra ,şehrin merkezinden kalkıp ,buraya taşındığımda ne zorluklar çektim anlatamam . Özellikle Kaan doğduğunda kafaya huni takmama çok az kalmıştı. Şimdi daha mutluyum .Sokağa çıktığımda merhaba diyebileceğim ,neşeli güler yüzlü komşularımı seviyorum =)
Evet artık masaya döneyim .Çünkü anlatılacak çok şey var.
Karışık Kızartma

Fırında Baharatlı Patates Küpleri

Acukalı Ekmekler 


Fırında Peynirli Ekmekler

Peynir Topları

Cevizli Peynirli Kırmızı Biber Sarması 

Sizlere bu güzel masadan fırında baharatlı patates , peynir topları ve peynirli yumurtalı ekmeklerin tarifini vereceğim. Cevizli peynirli kırmızı biberler bana ait. Onları da daha sonra başka bir posta sakladım. Masada görmüş olduğunuz benim klasik limonlu kekim . Onun tarifi bu tıkta .

Fırında Baharatlı Patates Küpleri :

4-5 adet patates 
2 yemek kaşığı kadar sıvı yağ 
Toz kırmızı biber, kuru fesleğen yada biberiye , kekik ve tuz ( istediğiniz baharatları ve otları kullanabilirsiniz ) 
Patatesleri yıkayıp ,kabuklarını soyarak orta büyüklükte küpler halinde doğrayın . Biraz tuzlu soğuk suda beklettikten sonra ( bence böyle daha çıtır oluyorlar ) derin bir kaba alıp yağ ve baharatlarla harmanlayın. Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dökerek yaklaşık 200 derecede patateslerinizi pişirin . Eğer biraz daha kızarmış ve kıtır olmasını isterseniz son bir kaç dakika fırının ızgara ayarını  açabilirsiniz. Bence oldukça pratik ve lezzetli olan bu patatesler kahvaltı sofrasına yakıştığı kadar bir çok ana yemeğin yanına da güzel bir aperitif olacaktır.Hemde kızartılmış patateslerden se çok daha sağlıklı. 

Fırında Peynirli Ekmekler :

8- 10 dilim kadar istediğiniz bir çeşitte ekmek (  hatta bayat ekmeklerinizi kullanırsanız daha güzel olur ) 
2 yumurta 
1 çorba kaşığı yoğurt 
150 gr kadar beyaz peynir
1 adet küçük küçük doğranmış kırmızı biber 
1 yemek kaşığından biraz az tereyağı 
tuz ,pul biber ve üzerine çörek otu 
Dilerseniz içerisine sosis yada salamda ilave edebilirsiniz. 

Ekmeklerinizi dilimledikten sonra diğer tüm malzemeleri ( tereyağının yarısını ) bir kapta iyice karıştırın. 
Fırını 180 dereceye ısıttıktan sonra malzeyi ekmeklerinizin üzerine paylaştırın . Tepsinize yağlı kağıt serdikten sonra ayırdığınız tereyağından küçük parçalar alıp her bir ekmeğin altına biraz gelecek  şekilde ekmeklerinizi dizin . Ekmekler kızardığında sıcak sıcak servise hazır. Babannem küçükken kahvaltıda çok yapardı bize bu ekmeklerden. Bende bazen pazar kahvaltılarında çeşitli versiyonlarını yapıyorum . Ben genelde yağı ekmeğin üzerine sürüp sonrada malzemeyi eklerdim . Serap'ın tarifinde her ekmeğin altına biber parça tereyağı koyuyorki ekmeklerin altıda güzelce kızarsın . Hemde halis Karadeniz tereyağı olunca mis gibi koksun =)

Peynir Topları : 

Masanın bir diğer gözdesi peynir topları . Tarifi için en çok sevdiğiniz peynir çeşitlerine ama olmazsa olmaz kaşar peynirine ihtiyacınız var. Bizim tarifte

Koyun peyniri
Bol miktarda kaşar
Az olarakta tulum peyniri var .
Ayrıca taze nane , ince kıyılmış maydanoz ve dere otu var. İsminden de anlaşılacağı gibi malzemelerinizi karıştırıp istediğiniz büyüklükte , yuvarlayarak toplar elde ediyorsunuz . Sunumları da ,tatları da oldukça güzel oluyor. Bazen daha şık sunumlar elde etmek için peynir toplarını pulbiber , nane yada çörek otuyla kaplayabilirsiniz. Ama bence görüntüleri hoş olsa da dışındaki malzeme tat olarak fazla baskın oluyor . O yüzden sade hallerini daha çok seviyorum .

İşte böyle uzunn masanın uzuun postu oluyor. Sizlerin aracılıyla  Sevgili komşum Serap' a tekrar ellerine sağlık diyorum . Yine çağır ,yine gelelim . Sevgiler...

BU ARADA BU KADAR KEYİFLİ BİR POSTUN ÜZERİNE SÖYLEMEDEN GEÇEMEYECEĞİM AMA ASLINDA SÖYLEYECEK ÇOK FAZLA BİR ŞEY BULAMADIĞIM BİR KONU VAR . ALLAH TÜM ŞEHİT AİLELERİNE ÖZELLİKLE ANNELERİNE SONSUZ SABIRLAR VE GÜÇ VERSİN VE DAHA FAZLA KİMSELERİN CANI YANMASIN ...











5 Eylül 2012 Çarşamba

BİBERLER- PATLICANLAR KURUTULDU MU ?

ayşin 'nin güneşin peşinde koşan biberleri

KIŞ HAZIRLIKLARI-2 Hemen hemen her evde yapılan diğer bir hazırlık biber,patlıcan kurutmak.İster dolmalık ister yemeklik belki kavurmalık kısacası kışın afiyetle tüketebileceğiniz bir çok yemeğe dönüşüyor kurumuş sebzeler. Ben kurumuş görüntülerine bayılıyorum. İpe dizilmiş halleriyle rengarenk kolyeler anımsatırlar bana.Biraz önce eve gelirken komşum Ayşin'nin bahçesinin önünde ani bir frenle duruverdim. Bahçede çamaşırlığa asılmış biberlerin görüntüsüne bayıldım. Ayşin sağ olsun izin verdi biberlerini meşhur etmeme =) Çok da güzel bir tarif aldım hemen akabinde.Oldukça karlı bir komşu ziyareti oldu benim için . Çamaşırlık fikrini çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

Tarife gelince yemeklik şeklinde doğranmış kuru patlıcan ve biberleri sıcak suda yumuşatıp ,daha sonra biraz yağ ekleyerek kavuruyorsunuz daha sonrada üzerine sarımsaklı yoğurt döküyorsunuz . Üzerine de biraz tereyağında kırmızı biber yaktınız mı bence harika olur.Hemde kışın yağda kızartmalar yiyip ,kiloları depolayacağımıza kuru sebzelerle aynı lezzeti yakalayabiliriz.
BUNLARDA BİZİM YAZLIK ÇALIŞMALARI =)

Annem hep anlatır. Eskiden her şeyi zamanında ,mevsiminde yerdik. Çünkü kışın patlıcanmış, dolma bibermiş yoktu der. Hatta maydanozlarını bile kuruturlarmış. Kurutma doğru zamanı ve bol güneşi yakaladığınız anda çokta kolay bir iş aslında. Hazır kurutulmuşlarda bile katkı maddeleri yada ilaçlar kullanarak kurutulduğunu söylüyorlar. Bu yüzden son güneşleri kaçırmayın. Kışın gözünüz manavdaki hormonlu patlıcanlarda kalmasın .
Bu arada başka hangi sebzeleri kurutarak kışa saklayabiliriz.Sizlerin de fikirlerini bekliyorum .Bol güneşler =)
BAHÇEDEN İPE YOLCULUK



mutfak aşığı: SAKIZLI KAYISI -ŞEFTALİ MARMELATI

mutfak aşığı: SAKIZLI KAYISI -ŞEFTALİ MARMELATI: Kış Hazırlıkları -1 Ehh yaz tatilleri de ,yazıları da bitti . Ağustos böcekliğini bırakıp .karınca gibi çalışmanın vakti geldi. Kış için ...

4 Eylül 2012 Salı

SAKIZLI KAYISI -ŞEFTALİ MARMELATI

Kış Hazırlıkları -1
Ehh yaz tatilleri de ,yazıları da bitti . Ağustos böcekliğini bırakıp .karınca gibi çalışmanın vakti geldi. Kış için hazırlıklar başlamalı. Derin dondurucuya sebzeler konulacak ,biberler kurutulacak, marmelatlar ,reçeller çok marifetli olanlar için tarhanası var. Ben bu konuda şanslıyım . Anane den tarhanam, babaannede erişteler, çorbalıklar,annemden sebzeler , kayınvalideden reçeller derken yuvarlanıp gidiyoruz. Ama artık birazda kendi başımın çaresine bakma vakti geldi diye düşünerek küçük adımlarla hazırlıklara başladım .
Bizim evde en çok eşim düşkün reçellere ... Kahvaltı masasında mutlaka bir iki çeşit olmalı .Benim için o kadar şart olmasa da ,ahududu ,vişne ve böğürtlene karşı özel bir sempatim vardır.Karşı komşumuzun elinde küçük pembe pembe yeni toplanmış kayısılarla gelmesiyle ve evde bir haftadır yenilmeyi bekleyen nektarinleri görünce bu tarifi denemeye karar verdim . Sonuç oldukça başarılı oldu . Bir kaç kişiye tattırılıp onay alındı.Bu yüzden rahatlıkla sizlerle ilk marmelat deneyimimi paylaşabilirim.


Malzemeler:                                                           
1 kg kayısı
1 kg nektarin ( şeftalide olabilir )
800 gr toz şeker
4-5 adet damla sakızı
2-3 damla limon suyu

Önce bir tencereye, ikiye ayırıp çekirdeklerini çıkarttığım kayısıları üzerlerini geçecek kadar su ekleyip (kabuklarını daha kolay bıraksın diye ) bir taşım kaynattım . Sizin kayısılarınız yumuşaksa gerek kalmayabilir. Daha sonra kevgirden geçirdim. Nektarinler yumuşamış olduğu için bu işleme gerek kalmadan kabuklarını soyarak onları da kevgirden geçirdim.Daha sonra üzerine şekeri ve damla sakızını ekleyip,iyice karıştırarak önce yüksek ateşte kaynadıktan sonra altını kısıp ara ara karıştırarak 1- 2 taşım kaynattım . Bu arada üzerinde biriken beyaz köpüğü almanız gerekiyor. Kaynatma işlemi bittikten sonra marmelatı kuru bir kaba aktararak üzerini temiz bir tülbentle kapatarak güneşe koydum. Ara ara karıştırarak üç gün kadar kıvamı biraz daha koyulaşınca kavanozlara doldurdum. Ağzını sıkıca kapatıp 1 gün daha güneşe  koydum . İşte bu kadar acemice marmelat yapımı ama sonuç başarılı.

31 Ağustos 2012 Cuma

SON OLARAK BÖRDÜBET GOLDEN KEY VE ORHANİYE-KIZKUMU

BÖRDÜBET-GOLDEN KEY



GOLDEN KEY-BÖRDÜBET

VARAN 3-Şimdi sıra benim merakla beklediğim Marmaris Bördübet Koyu'ndaki Golden Key Otelde. Bördübet, Datça yarımadasının Gökova körfezinde bulunan bir koy.Zaten bu koyda iki otel var biri Amazon diğeri de Golden Key . Golden Key'in birde Marmaris Hisarönünde bir oteli var . Burayla karıştırmayın Çünkü burası bambaşka bir doğa harikası . Nasıl yapılmış ,nasıl düşünülmüş insan hayret ediyor.Deniz ve orman iç içe geçmiş durumda. Bütün odalar dereye bakıyor.

Ö
ADADAKİ PLAJ
Gözünüzü açtığınızda çeşit çeşit balıklar ,ördekler ,kuğular karşılıyor sizi. Hatta bir akşam barda otururken ortalarda öylece gezinen bir iguanayla bile karşılaştık. Tüm bu doğallığın ve ormanın içinde size oldukça güzel odalar ,koşullar hazırlanmış. En güzeli otelin içindeki dereden küçük fiber teknelere binerek otelin karşı adadaki plajına gitmek. Bu gerçekten farklı bir his uyandırıyor insanda.
KARŞI ADAYA DENİZE GİDERKEN
 Oteldeki herkes son derece ilgili ve samimi.Tek olmayan ve olmasına asla müsaade edilmeyen şey huzursuzluk diyebilirim. Gelen diğer misafirlerle konuştuğumda bir çoğunun daimi olduğunu öğrendim. Eğer kafanızı dinlemek, aşk tazelemek, gözünüze gönlünüze bayram ettirmek isterseniz Golden Key' e misafir olmalısınız .Böyle yerleri gördükçe ,daha önce herşey dahil otellerde nasıl bir esir hayatı yaşadığımı farkettim.
İki gün bu doğal güzelliğin ve huzurun keyfini çıkardıktan sonra artık ayrılma vakti gelmişti. Otelde hemen hemen her şeyle ilgilenen Baran Bey ,benim mutfağa karşı olan ilgimi öğrenince giderken Orhaniye'deki Ayhan Bey'in şefliğini yaptığı restorana uğrayarak balık pastırması yememizi önerdi. Kendisi bir jest yapıp yerimizi ayırtmıştı bile.
ORHANİYE

Orhaniye'deki Luna Begonvil Restoran ,Kızkumu mevkinde.Eee gelmişken önce Kızkumu'nu görüp hikayesini dinlemek lazım. Kırmızı iri taneli kumlardan , 650 metrelik bir setten oluşan Kızkumu'nun hikayesi şöyle.Bir zamanlar bölgeye sık sık yapılan korsan baskınlarının birinde,bölgenin güzeller güzeli kızı kaçmak için eteğine doldurduğu kırmızı kumları saçarak karşı adaya kaçmaya çalışır. Kumlar denizin içinde bir yol oluşturur ,fakat eteğindeki kumların bittiği yerde genç kız kaybolur .Kız kumunun ucunda bu kızın mezarı olduğuna inanılır. Hikayenin genel özeti böyle. Benim okuduğum bir kaç farklı versiyonu var. Birinde kralın kızı düşmanlardan kaçıyor. Diğerinde bir balıkçıya aşık olan kız ,babası vermeyince sevgilisine kavuşmak için kaçıyor. Sonuç olarak Kızkumu oluşuyor. Eğer yorulmazsanız gerçekten denizin ortasından kilometrelerce yürüyebiliyorsunuz.
KIZ KUMU

Gel gelelim tekrar Ayhan Bey 'in restoranına. Kendisi bir exclusive şef.Dünyayı dolaşmış ,çok ünlü otellerde görev almış .Sonrada gelmiş Orhaniye'ye ve geri gitmek istememiş. Maalesef biz gittiğimizde balık pastırması kalmamıştı. Ama onun yerine, balık füme ikram etti bize. Ben fümenin balığında ,etinde pek haz etmem doğrusu. Sanki ağır gelir bana . Koca bir tabağı silip süpürdük.


 Yanındaki mezeler ayrı bir güzel. Ayhan Bey balık pastırmasını ,bir tatlı su balığı olan beyaz ceylandan , fümeyi de Karadeniz somonundan yaptığını ve yapılışlarını keyifle anlattı bize. Farklı balık mezeleri tatmak isterseniz kesinlikle yolunuz düştüğünde uğramalısınız. Ayrıca restorana ait çok güzel bir plaj yanında konaklama hizmeti de mevcut.


İşte böyle... Artık dönüş yoluna çıkmalı.Bir an önce oğluşuma kavuşmalı. Elimden geldiğince sizlerle paylaşmak istedim. Şimdi  mutfağa geri dönüp yeni yeni tarifler deneme zamanı . Kış için yapılacak çok şey var . Sonra ağustos böceğine döneriz neme lazım =)

30 Ağustos 2012 Perşembe

GÖCEK VE DALYA LİFE BUTİK OTEL





VARAN 3-Geldik Göcek'te konaklayacağımız  Dalya Life Butik Otel'e . Dalya Life'ın hikayesini ve resimlerini aktaracağım sizlere . Ama benim için özeti şudur. GÜL ABLA TOPLASIN BAHÇEDEN TAZE BAKLA , AKŞAMA OLSUN SANA LEZİZ FAVA =) .
 Burası 10 dönüm arazi üzerine kurulu harika bir aile işletmesi. Mimar Orhan Bey ve marifetli ,hoş sohbetli eşi Gül Hanım  oğulları Hakan Bey ile kocaman bir tabiat parkı içinde size huzurlu bir tatil imkanı sunuyor. Dere üzerine bentler kurularak sandallarla gezile bilinen ,yaklaşık 35 çeşit meyve ağacı bununla beraber 200 çeşit ağaç bulunduran , güllerle bezenmiş bir bahçe de 15 odalı bir butik otel. Kesinlikle çocuğunuzla rahatlıkla gidebilir , bu güzel alanda ona doğayla iç içe bir özgürlük sunabilirsiniz.



Eğer akşam yemeği almak isterseniz söylüyorsunuz Gül ablaya o size sizin tercihleriniz doğrultusunda harika yemekler, mezeler hazırlıyor. Hemde sebzeleri bahçeden toplayarak. Enginarı , baklası, taze fasulyesi, domatesi ... aklınıza gelen gelmeyen her şey var bahçede. Bütün bunlara yılların tecrübesi ve marifeti eklenince yediğiniz mezelere doyamayacaksınız. Sizlere daha sonra Gül Abla'nın enginar ve fava tariflerini de yazacağım .

Dalya Life!ın bir plajı yada sahili yok . Fakat günde 2 kez plaja servis yapıyorlar. Bu imkandan da yararlanabilirsiniz. Zaten onlar size iyi bir Göcek rehberliği yapıyorlar. Bizlere de çok güzel bir öneride bulunup çok güzel bir tekne turuna çıkmamızı sağladılar.
Aklınızda bulunsun Göcek marinada bir sürü restoran var . Fakat restoranlarda ilginç bir şekilde balık çeşidi yok , olanlarda kilometrelerce yol almış , üç gündür o tezgahta duruyor gibiler. Mezeler hakkında yorum bile yapmak istemiyorum . Ege'de olup doğru düzgün zeytinyağı içermeyen mezeleri ilk kez yemek zorunda kaldım. Üzerine birde kallavi bir hesap ödüyorsunuz oda tuzu biberi oluyor.
Bu yüzden Göcek 'te güzel balık yemek, temiz ve büyük bir tekneyle koyları gezmek isterseniz gidin marinaya ve Gülay Hanım la eşi  Nejdet Kaptanı bulun. Teknenin adı AKDENİZ-F

Ben Gülay Hanım'a hayran kaldım. Teknenin her şeyine hakim ,enerjik,içten . Tekneye binenler yıllardır evlerine gelen konuklar gibi olmuş Çünkü mutlaka daha önceden gelmişlikleri var.Tüm roller Gülay Ablada görünürken işte kaptan giriyor devreye  öyle bir balık pişiriyorki güne damgasını vuruyor.



Koyların hepsi birbirinden güzel ve temiz tek tek isimleri aklımda değil malesef.Ama Gülay Hanım hepsinin hikayesini bir tarihçi kadar iyi anlatıyor =) 

kleopatra koyu
simavi ailesinin adasındaki evciki 
tekneye dondurma servisi =)
te


29 Ağustos 2012 Çarşamba

KÖYCEĞİZ , DALYAN, İZTUZU PLAJI VE CARETTALAR

dalyan 
köyceğiz
 VARAN2  Akyaka 'dan ayrıldıktan sonra Göcek 'e doğru yolumuza devam ediyoruz. Ama önce görmeden geçilemeyecek yerler var. Birincisi Köyceğiz . Allahım o nasıl bir göl ,nasıl bir su ... Havanın rengiyle bütün olmuş, pürüzsüz ,gözlerinizi alan uçsuz bucaksız gibi bir görüntü. Aslında Köyceğiz Gölü'nden tekne turlarına katılıp o kanallardan geçerek Dalyan ve İztuzu 'na gidebiliyorsunuz.

Fakat biz Akyaka ' biraz fazla kalınca turları kaçırdık. Bu yüzden hemen ayrılıp Dalyan 'dan tura çıkan teknelere yetişmek için yola loyulduk.
O kadar güzel bir güzargah ki hepsi birbirinden görülmeye değer güzelliklerle dolu.
Dalyana varır varmaz midemizden gelen sinyallere daha fazla dayanamayıp oldukça yanlış bir tercihle hem sulu yemekler hemde ızgaralar yapan bir restoranda pişmemiş korkunç yemekler yedik. Güzel olmayan şeylerin ismini vermekten pek hoşlanmıyorum ama hemen tekneler doğru yürürken olan bu restorana girmeyin.Onun yerine sabredip İztuzu Plajındaki kafede şansınızı deneyin.

Dalyan tam bir tekne cenneti. Öyle ki önce çamura sonra İztuzu Plajı'na dolmuş tekneler var. Hemde yüzlerce. Ama biz onlarında saatini kaçırmayı becerip ,bizi teknesiyle götürmeyi kabul eden Mehmet Bey'le yola çıktık. Eğer sizde dolmuş tekneleri kaçırdıysanız ( bu arada dolmuş tekneler sadece 20 ytl ) Mehmet İnce ile iletişime geçebilirsiniz.(Bize özel olduğu için 90 ytl ödedik.)
Mutlaka bu yoculuğu yapmanızı öneririm . Tercih ederseniz önce sizi çamur banyosuna götürüyorlar. Aynı zamanda çamur göletinin yada havuzunun yanında birde kaplıca suyu olduğu söylenen bir sıcak su havuzu var. Çamura girmek ve kalmak benim için bir hayli zor oldu. O koku hiç burnumdan gitmeyecek zannettim. Ama her zaman ki gibi turistler maşallah bırakıyorlardı kendilerini çamura . Daha sonra bir görevli gelip hortumla tazzikli su ile yıkıyor sizi. Benim için en eğlenceli tarafı buydu.
kendisini fotoğraf için feda eden eşim 

Çamur işlemi bittikten sonra tekrar tekneye biniyoruz ve Mehmet Abi nin süprizi kocaman mavi yengeçlerle karşılaşıyoruz. Gerçekten renkleri müthiş ,boyutlarıda inanılmaz.
 İztuzuna doğru yola çıkıyoruz.Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuk .Devasal sazlıkların arasından bir o tarafa bir tarafa labirentte gibi yol alıyoruz . Bir anda Mehmet Abi carettaları görecek misiniz diyor .Kim görmek istemez ama nasıl derken küçük bir balıkçı teknesinin yanında duruyoruz . Oltalara takılmış yengeçleri suya atıp hadi bakalım gelin carettalar gösterin abilere ablalara kendinizi =) Görebilirseniz 5 ytl ödüyorsunuz. Carettalar gelip kapıveriyor yengeçleri .Türk insanı işte kaplumbağayı bile ayı oynatır gibi oynatmanın yolunu buluyoruz. Hemen ilerideki tekneden de kendimize tadımlık bir yengeç aldıktan sonra işte karşınızda İztuzu .Maalesef size bu yolculukla ilgili çok fotoğraf sunamıyorum Çünkü büyük bir şansızlıkla hem fotoğraf makinasının hemde telefonların şarjı bitti.
İztuzu 'na geldiğimizde saat 18 :00 civarı . Şanslıyız ki burası da bomboş.Tüm tekneler dönmüş. İnanılmaz incelikte pürüzsüz bir kum ,içinizi ısıtan ama berraklığıyla şaşırtan harika bir deniz. Mehmet Abi çocuklarını bekler gibi bekliyor bizi sahilde .Yüzmeye doymak pek mümkün değil. Kumla tüm vudumuza bir kaç kez peeling yaptıktan sonra geri dnüş için ayrılıyoruz.Bu arada çamurdan sa plajdaki peeling inanılmaz faydalı oldu. Göcek 'te kalacağımız Dalya Life Butik Otel ' e doğru yola çıkıyoruz.

AKYAKA İLE BAŞLAYAN YOLCULUK



VARAN 1
Aslında geç mi kaldım yazmı bitti derken yine de bu doğa harikalarını sizlerle paylaşmak istedim. Belki de aranızda hala tatil yapmak için bir yerler arayanlar vardır. Biz en son Kuşadası'nda oğluşumuzu ananeye ve süper dedemize sattıktan sonra ( ki o zevkle kabul etti ) arabamıza atlayıp rotamızı Göcek' e çevirmiştik ki kendimizi Gökova Körfezinin o müthiş güzelliği Akyaka 'da bulduk. Denizin güzelliğini,temizliğini,doğanın etrafa yaydığı huzuru size anlatamam. Sabahleyin ortalarda kimse yokken iskelenin hemen başında Filika Otel 'in sahibi karşıladı bizi.
Filika Otel
 Etrafa hayran hayran bakarken dönüş yolunda mutlaka burada kalmalıyız diye düşünerek oteli gezdik. Oldukça temiz ve şirin bir otel. Sahibi de oldukça misafirperver. Daha sonra bize yüzmemiz için Çınar Koyu nu tavsiye etti. Sanırım hayatımda girdiğim en güzel denizdi. Akyaka'da her türlü av yasağı var . Olta balıkçılığı bile yasak. Bu yüzden deniz hala canlı. Su altı kameranız varsa mutlaka götürün, yada deniz gözlüğü ile dalış yapıp, tadını çıkarın.
Denize Karışan tatlı su ve donan ben =)

 Koya buzz gibi bir tatlı su karışıyor. Ben bir cesaret suya girip, biraz yüzdükten sonra Çınar Kafe' de oldukça makul bir fiyata harika bir kahvaltı yaptık.
Çınar Kafe'de sıcak bazlamalı kahvaltı
s


Burası da tüm koya nazır Allah sahibine bağışlasın dediğimiz türden bir evcik
Genelde Akyaka rüzgar alan bir yermiş. Bu yüzden Kite  Board yapılıyormuş. Sabah saatleri olduğundan mı bizim şansımızdan mı bilmem hava rüzgarsız, deniz dümdüzdü. Size bir tavsiye eğer tatil için bu müthiş güzelliği seçecekseniz yada uğrayacaksanız kesinlikle hafta içini tercih edin . Biz tatil dönüşü pazar günü tekrar uğradığımızda adım atacak yer yoktu ve maalesef sözüm ona her türlü ateş yakmak yasaktır yazılarının altında mangallar kurulmuştu.

28 Ağustos 2012 Salı

PATLICAN KISTIRMA

 Selam...Daha önce sizlere patlıcana bayıldığımdan bahsetmiştim.Yazın son günlerinde hazır domates ve patlıcan bolken sizlere bu tarifi vermek istedim . Aslında bir çok adı var .Kıstırma ,kıstırtma, patlıcan oturtma benim tabirimle karnı açık . İsmi ne olursa olsun,patlıcanı ne şekle sokarsanız sokun güzel oluyor yani. Özellikle yanında cacık ve pilavla tavsiye ederim. Yapılışı karnı yarığın patlıcanları dilimlenmiş hali aslında. Görüntü olarak en az karnıyarık kadar güzel yapılış olarak da daha basit diyebiliriz. Buyurun tarife.

1 kg patlıcan
350 gr orta yağlı kıyma
1 orta boy soğan
2 diş sarımsak
2-3 adet domates
4 adet sivri biber
1 yemek kaşığı salça
1 çay bardağı kadar su
tuz ,karabiber,toz kırmızıbiber
kızartmak için ayçiçek yağı
2 yemek kaşığı kadar riviera zeytinyağı

Öncelikle patlıcanları alacalı olarak soyup tuzlu suda biraz bekletin . Yaz patlıcanları için bu işlemi çok uzun tutmaya gerek yok bence. Daha sonra kurutarak kızgın yağda kısa bir süre kızartın ve havlu kağıda alın.
Bir tencerede küçük küçük doğradığınız soğanları sıvı yap ile öldürdükten sonra kıymanıza ekleyerek kavurun.Sırasıyla doğradığınız süvriberleri , kabukları soyulmuş doğranmış domatesleri ve salçanızı ekleyin.Su ve baharatlarınızı da ekledikten sonra ağzını kapatarak kısa bir süre pişmeye bırakın . Bir borcama yada fırın tepsisine patlıcanlarınızı dizin . Üzerine hazırladığınız harcı ve sarımsakları ekleyin. Üzerini dilimlenmiş domates ve sivribiberlerle süsledikten sonra üzerini alümiyum folyo ile kapatıp 180 derece fırında 5 dakika daha sonrada kızarması için üzerini açarak bir 5 dakika daha pişirin. Afiyetler olsun. Yanına pirinç pilavı yada erişte ve cacığı unutmayın. Benden söylemesi .

18 Ağustos 2012 Cumartesi

ÇAYLI TARÇINLI KEK

  Tatile gitmeyenlerin mutfaklarında hummalı bir çalışma olabilir şu saatlerde. Bayram hazırlıkları , ikramlar ,şekerliklere konulan çikolatalar... Bizim evde de tatlı bir telaş var Kaan'la birlikte.Yarın şeker bayramı diyince gözleri fal taşı gibi açıldı. İçinde şeker olsun da çamurdan olsun =).
  Kaan'la ortak bir özelliğimiz var mutfak .Ben bir şeyler yaparken oda zamanında hamileyken kullandığım tabureyi alıp bitiveriyor yanımda. Hafta sonları beraber mutlaka bir kek ,pasta yapıyoruz.Yakında onunla ilgilide bir bölüm eklemek istiyorum bloga .Ana oğul mutfakta =) .
  Sabah kahvaltıdan sonra Kaan eline yumurtaları alıp gelince ,demlikte kalan çayı hatırlayıp beraber bu keki yaptık. Annemin sık sık yaptığı bir tarif çaylı tarçınlı kek . Oldukça da lezzetli .Denemek isteyenlere buyrun tarifi
Malzemeler :
  1 paket oda sıcaklığında margarin                                  
3 yumurta
1 su bardağı kadar demlenmiş soğumuş çay
200 gr şeker
1 yemek kaşığı kakao
2 tatlı kaşığı tarçın
1 paket kabartma tozu
300 gr elenmiş un

Yapılışı klasik kek tarifleri gibi .Önce şeker ve yumurtayı kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra margarini küçük küpler halinde ilave edin ve çırpın. Çayıda ekledikten sonra başka bir kaba elediğiniz un ,kakao, tarçın ve kabartma tozunu da ekleyerek kek hamurumuzu yağlanmış yuvarlak yada kare kalıba boşaltıyoruz. Ben genelde risk almamak için kalıpları yağlı kağıtla kaplıyorum.
170 derece yaklaşık 40 dakika kadar pişiriyoruz. Klasik yöntemle çubukla pişip pişmediğini kontrol ettikten sonra fırından alıp soğumaya bırakabiliriz. Ben soğuduktan sonra üzerini Dr Oetker!in hazır glazürü ile süsledim. Poşeti sıcak suda yada mikrodalgada eriterek istediğiniz şekilde süsleyin. Dilerseniz benmari usulu bitter yada beyaz çikolata da eriterek de süsleyebilirsiniz . Kesinlikle çok yakışıyor. Afiyet olsun . Bayramda ağzınız hep tatlı olsun.