MERHABA..

Hepinize merhaba...Ben bir mutfak aşığıyım. Mutluyken ,hüzünlüyken ,huzurluyken ,sıkılmışken ,genelde gece uyku tutmamışken mutfakta ya bir şeyler yaparken bulurum kendimi yada maalesef yaptıklarımı yerken...Çocukluğumdan beri gelen bu aşkı, merakı ,öğrendiklerimi sizlerle paylaşmaya sizin paylaşacağınız fikirlerle tariflerle yeni mutfak maceraları yaşamaya karar verdim .Sizler sayfama bende aranıza hoş geldik ...


28 Haziran 2015 Pazar

KARADENİZİN İNCİSİ SİNOP GEZİSİ 1


   Merhabalar.Baktık ki Ankara 'ya yaz bir türlü gelmiyor biz de kendimizi üç günlüğüne  Karadeniz' in en güzel şehirlerinden biri olan Sinop 'a attık. Sinop gerçekten coğrafi olarak çok şanslı bir şehir. Öyle ki önünüz arkanız,sağınız solunuz her yer deniz. Maalesef kıymet bilmemekte üstümüze olmadığı için şehrin yerleşimi için hiç ama hiç özen gösterilmese de  doğanın güzelliği her şeyi siliyor. 

   Sinop'ta gezilip görülmesi gereken oldukça fazla yer var. Bunların başında SİNOP KALESİ,SİNOP CEZAEVİ ,HAMSİLOS KOYU,AKLİMAN,İNCE BURUN ,şehri tepeden izlemek için ( her ne kadar artık binalar yavaş yavaş kapatsa da ) ŞAHİN TEPESİ ve en en önemlisi ERFELEK ŞELALELERİ geliyor.

    Biz Ankara'dan gidiş yolunda biraz da yolu uzatmayı tercih ettik. Ilgaz ve Küre Dağlarından geçip İnebolu' ya kadar inerek  sahil yolundan Sinop' a geçtik. Küre Dağlarını görmenizi tavsiye ederim. Hem gidene kadar gözleriniz yeşile alışıyor hem de çok keyifli bir yolculuk yapıyorsunuz. Zaten bir süre sonra sadece yeşil görmeye başlıyorsunuz. Otel olarak tercihimiz Sinop Antik Otel oldu. Otel konumu itibariyle çok güzel bir manzaraya hakim. Balkon kapınızı açtığınızda denizin içindesiniz sanki. Ama yemek ve  servis gibi özellikleri için pek tavsiye edemeyeceğim. Bence çok daha özenli olabilirdi. Gerçi oda- kahvaltı olarak hizmet verdikleri için çok önemli bir ayrıntı da değil. Ama şehir içinde bir otelde kalmaktansa burası kesinlikle tercih edilebilinir. Ayrıca şansımıza hava güzel olduğu için denize girme fırsatı da yakaladık . Otelin sahili Sinop halkının da tercih ettiği sahiller arasında.

İlk günü şehir merkezinde geçirdik . Zaten oldukça kolay bir şehir Sinop. Sinop Kalesi oldukça görkemli ve ihtişamlı. Kalenin duvarlarının toplamı 2050 mt, yüksekliği 25 mt  ve 3 mt genişliğinde. İki giriş kapısı olan Sinop Kalesi bu zamana kadar gittiğim şehirlerin kaleleri arasında bence en etkileyici olanıydı.

Bir sonraki durağımız benim oldukça merak ettiğim Tarihi Sinop Cezaevi idi. Gerçekten şiirlere, şarkılara konu olduğu kadar etkileyici burası. Tarihi 4000 yıl öncesine dayanan , üç tarafı denizle ve oldukça yüksek kale duvarlarıyla çevrili cezaevinde tarihten bu güne Sabahattin Ali ,Refik Halat Karay,Mustafa Suphi ,Ahmet Bedevi ve daha bir çok ünlü isim yatmışlar. 



 İçeriyi dolaşırken  ne hayatlar geçmiş ,solmuş burada diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Bir anda garip bir hüzün çöküyor üzerinize. Sabahattin Ali ',nin kaleminden Aldırma Gönül '  dilinizde ...


'Görmek istersen denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA '


Evet belki biraz kasvetli gezinin bu kısmı ama cezaevi gezisini bitirip dışarı çıktığınız da derin bir soluk alıyorsunuz tertemiz havadan . Ve tabii ki binlerce şükür arkası.




Tam sahile doğru çıktığımızda denizde harika bir manzara karşıladı bizi. Binlerce küçük yelkenli Sinop Yelken Haftası nedeniyle Sinop'da buluşmuştu. Yelken eşimin özel ilgi alanına girdiği için büyük bir keyifle minik yelkencileri izledik.


   Acıktınız mı? Gelelim Sinop' ta ne yediniz , ne içtiniz  sorusunun cevabına. Maalesef  Sinop'ta   bol bol balık yeme hayallerimiz suya düştü. Balık yemek için aklımızda önceden araştırdığımız iki restoran alternatifi vardı. Bunlardan ilki olan Saray Restoran a gittik. Menüde balık çorbası, çarpan balığı (iskorpit), Karadeniz somonu ve mezgit vardı. Mezgit ve çarpan balığı sipariş ettik fakat ikisinden de çok memnun kalmadık. Özellikle Sinop'taki her balıkçıda baş köşede olan çarpan balığını ben pek sevemedim. Öyle ki fotoğrafını bile çekmeyi unutmuşum . Diğer restoran seçeneğimiz de  Okyanus Balık Restoranı' ydı , ama orada da iskorpit yiyebileceğimizi söyledikleri için biz denemedik.

    Ertesi gün  herkesin bildiği ve tavsiye ettiği üzere Sinop mantısını tatmaya Teyzenin Yeri ne gittik. Mantı gerçekten güzel . İncecik hamuru , bol tereyağı ve ceviziyle bambaşka bir tat . Fotoğrafta gördüğünüz karışık sunum olanı . Mutlaka deneyin .

    Bizim çok çok memnun kaldığımız ikinci yemek alternatifi ise çok fazla Karadeniz le uyumluluk göstermese de Çardak Kebap . Adana kebabı harika bir tırnak pideyle dürüm olarak servis ediyorlar. Sahipleri oldukça güler yüzlü ve servis güzel .

    Aaaa unutmadan söyleyeyim . Eğer Sinop'ta güzel bir pastanede tatlı keyfi yapmak isterseniz, gideceğiniz yer 100 yıllık tarihiyle Şen Pastaneleri olsun . Süt kokan harika dondurmaları var =) Aynı çocukluğumuzdaki gibi .

    Sinop 'un ilk postu bu kadar olsun şimdilik . İkinci yazıda tam anlamıyla cennetin köşeleri var . ERFELEK ,HAMSİLOS ve AKLİMAN . Görüşmek üzere.. Fotoğrafların devamı aşağıda ...



5 yorum:

  1. Harika bir yazı olmuş.. İkinci bölümü de heyecanla bekliyoruz :)

    YanıtlayınSil
  2. Yazınızı severek ve hayal ederek okudum. aynı tarihler arasında ben de oradaydım. Şu anda Ankrada2yım. Ağustos başı oradayım. Sevgiyle kalın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel denk gelmiş . Siz daha da şanslısınız =) Tekrar gidebileceğiniz için

      Sil
  3. Kalemine saglık , benim de programımda var Sinop :)

    YanıtlayınSil

teşekkürler yorumunuz yazar tarafından okunup yayınlanacaktır..